1983 senesinin 20 mayıs gününde, batı afrika’dan bir ses yükseldi. duyulan, 9 sene önce agacher şeridindeki icraatleriyle halk önüne ilk defa çıkan, iniş çıkışlı siyasi hayatında popülaritesinin yalnızca üstüne koymuş olan thomas sankara’nın hukuksuz tutuklanmasına öfkeyle karşı çıkan sesti. sokaklardaki ses ve kışladaki rahatsızlık muhafazakâr (o zamanki adıyla) yukarı volta lideri jean-baptiste ouédraogo’yu çok geçmeden rahatsız etti. yalnızca 14 gün sonra ouédraogo, askerî cunta tarafından devrildi. 83 darbesinin yankıları, afrika’nın batısı özelinde, bugünlere uzanan bir mücadelenin, ikinci dekolonizasyon hareketinin fitilini yaktı.
dekolonizasyon ve sonrası
afrika’nın dekolonizasyonu soğuk savaş geriliminin tırmandığı senelerde, özellikle 1960 yılında, beklenmedik ve dinamik bir süreçti. burkina faso, gana gibi çiçeği burnunda memleketler, “pseudo-bağımsız” yapılarını barışçıl süreçler neticesinde inşa ederken bazı afrika ülkeleri, örneğin cezayir, emperyalist canavarı sisteminin dışına kan dökerek attı. yeni çizilen afrika haritasının batısını fransız etnolog, subay ve idareciler zayıf ve bağımlı “mini-devletler” yaratmak tahayyülüyle çizmişti. soğuk savaşın oluşturduğu “liberal v. sosyalist” geriliminde emperyalizmin kurbanı afrikalılar ekseriyetle sosyalizmin safında yer aldı. erken dönem afrika sosyalizmi, bilinen avrupa modellerinin dışında, kapitalist üretim sisteminin kıtaya avrupalı işgalciler tarafından getirildiğini, geleneksel afrika toplumunda herkesin işçi olduğunu, dolayısıyla doğru afrika sosyalizminin köklere (ujamaa) dönerek gerçekleşeceği inancıyla yoğruldu. bu bağlamda post-kolonyal afrika’da pek çok anti-emperyalist devrim baş gösterse de, bu atılımların çoğu varolan emperyalist sistemi revize etmektense gücü “ulusal burjuvazi” üstüne geçirmiş ve emperyalizmi defetmek yerine botlarını ayağına giymişti. 1960’lı yıllardan bugüne fransa, afrika’nın batısında yeni bir üst sınıf oluşmasına destek vermiş, bu elit sınıfın bağlantı ve hassasiyetleriyle kollarını batı ve orta afrika memleketlerinin içine uzatmış ve emellerinin karşısında bulduğu devrimleri bıçak gibi kesegeldi.
anti-emperyalist burkina faso’nun kuruluşu
yukarı volta 1980 itibariyle afrika’nın eğitim seviyesi en düşük ve en fakir ülkeleri arasındaydı. bu haysiyetten ötürü politik sınırları içerisinde akıbetini değiştirecek bir halk hareketine sahne olamamıştı. kurulan demokrasi başarılı sayılmazdı, sivil idare ve askeri cuntalar arasındaki sıkışmışlıktan yukarı volta vatandaşları uzun süre kurtulamadıysa da kaderi 1983 senesinde yapılan yeni bir askerî cunta yeniden yazdı. sankara hükümeti, kendi kendine yeten, tabiiyet içinde olmayan marksist-leninist bir devlet inşası için kolları sıvadı. pragmatist bir tavırla post-kolonyal dünyanın marksist-leninist deneylerinden, çin’den ve özellikle küba’dan ilham aldı. che’nin “el nuevo hombre” (yeni sosyalist insan) anlayışını kültürel devrimle afrika’ya taşımak, bir “nouvel homme voltaïque” yaratmak istiyordu. sankara, toprak reformu, okuryazarlık ve eğitim inkılapları, kitlesel aşı kampanyaları ve radikal feminist atılımlar yaparken fransa 1984’te bütün yardımlarını yeni adıyla burkina faso (dürüst insanların ülkesi) üzerinden çekti. harici politikasını “içeride neokolonyalizm, dışarıda emperyalizm ile mücadele etmek” üzerine kurdu. binaenaleyh; grenada, filistin, nikaragua, dünya ve afrika’nın pek çok farklı yerinde anti-emperyalist mücadeleye omuz verdi. bugünlerde pek çok afrikalı aktivistin dikkat çektiği borç sorunu ve dış yardım ile sivil toplum kuruluşlarının batı afrika’da yarattığı sürdürülebilir fakirlik gerçeği 1984-87 arasında burkina faso’da cisimleşti. addis ababa’da yapılan 1987 afrika birliği toplantısında bütün afrika ülkelerine seslenerek borçlarını ödememelerini ve kendi ağzından “her bir liderin bireysel suikastını engellemek için” birleşik bir cephe haline gelmelerini talep etti. 1987 ekim ayında, yalnızca bu toplantıdan üç ay sonra, ofisinde, suikaste uğradı. suikastinden sonra yükselen sesler paris tarafından itinayla bastırılmış, fakat tahakkümün yavaş yavaş yorulduğu 2000’li yıllarda sokaklar, sankara ismini unutmamıştı.
“françafrique” neden önemlidir?
“françafrique” adı verilen fenomen son onyıllarda sık sık fransız cumhurbaşkanları tarafından finansal bir yük haline geldiği iddiasıyla sorgulanıyor olsa da, paris 60’lı yıllardan beri afrika’nın batısında ve merkezinde pek çok ayrıcalıktan faydalanıyor. fransız endüstrisinin nükleer enerjiden süt ürünlerine kadar geniş bölümü afrika kaynaklarının güdülmesine bağlı durumda. örneğin, nijer’de 2024 senesinde gerçekleşen askerî darbeye kadar, fransız nükleer sanayisi önemli bir oranda sadece nijer uranyumunun güdümüyle çekip çevriliyordu. günümüzde de nükleer enerji, otomotiv gibi yüksek sanayiden gayrı en temel ihtiyaçlarda dahi afrika tarımı pek çok fransız sektörünü beslemeye devam ediyor. fildişi sahili ve gana’dan gelen kakao, kuzey afrika’da danone’nin kontrol ettiği süt pazarı önemli örneklerden. “finansal köleliği” sürdürmek ve potansiyel yerel rekabetin önüne geçmek adına cfa frangı para sistemi bölgedeki merkez bankalarında fransız hükümetine veto yetkisi veriyor ve afrika ülkelerine ait döviz rezervlerini fransız hazinesinde tutuyor. söz konusu mekanizma, batı afrika ekonomilerini paris’e yapısal olarak bağlamakta; bu da sanayileşme süreçlerini sekteye uğratmakta ve ekonomik bağımlılığı derinleştirmekte.
mamafih, son 5 yıl pek çok afrika ülkesinin fransız üslerindeki askerleri evlerine yollamasına sahne oldu. bunların arasında meşruiyetini sankara’nın mirasına bağlayan ibrahim traore cuntası (burkina faso), mali, nijer, senegal, chad ve 2025 şubatı itibariyle fildişi sahili var. françafrique tartışmalarına 2000’li yıllarda yön veren artık paris değil. afrika’nın batısından doğan bu tepkinin sankara örneğinden güç aldığı ve bir yankı olarak büyüyerek devam ettiği zamanlamadan anlaşılabilir. ilaveten, batı afrika’nın yeni kuşağı kalan dünyaya sosyal medya aracılığıyla bağlanmış ve gözünü açmış durumda. aynı farkındalığa sömürgeciliğin hükmen sona erdiği 60’lardan çok sonra doğan ve bölgelerindeki fransız varlığının kaymağını yiyemeyen afrikalı politikacılar da sahip. bir diğer hikmet ise son yıllarda kıtanın güç dengelerine pastadan pay almak isteyen başka aktörlerin dahil olması. yeni müdahiller, batı afrika memleketleri için partner değiştirme fırsatları doğuruyor. türkiye, çin, rusya gibi partnerler, avrupalı güçlerin aksine değer temelli koşulların değil; uluslararası arenada diplomasi desteği, enerji pazarına müdahil olma, madencilik ruhsatı ve benzeri avantajların peşinde. tüm bu gelişmelerin ışığında, uzman görüşü fransız batı afrika politikası için çöküşün kaçınılmaz olduğu yönünde.
netice
sonuç olarak, thomas sankara’nın mirası, yalnızca burkina faso’nun kısa süreli bir dönüşümüne değil, batı afrika’da süregelen anti-emperyalist mücadeleye de yön vermeye devam ediyor. françafrique trendinin ekonomik ve siyasi bağlamda bölgeye dayattığı bağımlılık yapıları bugün hem sokak hareketleriyle hem de yeni nesil askeri yönetimlerin politikalarıyla sorgulanmakta. sankara’nın “yeni insan” idealiyle şekillenen halkçı ve bağımsızlıkçı vizyonu, bugün batı afrika’daki fransa karşıtı reflekslerin tarihsel kökenine ışık tutarken; bölgenin dış müdahale ve ekonomik hegemonyaya karşı verdiği mücadelede hâlâ güçlü bir referans noktası olarak varlığını sürdürmekte. gelinen noktada, batı afrika’nın yükselen sesi yalnızca geçmişe övgü değil, aynı zamanda yeni geleceğin tahayyülü.
kaynakça
harsch, e. (2013). the legacies of thomas sankara: a revolutionary experience in retrospect. review of african political economy, 40(137), 358–374. https://www.jstor.org/stable/42003347
meyer, a. (2025, january 24). the end of françafrique: a second decolonisation wave in africa. österreichisches institut für internationale politik (oiip). https://www.oiip.ac.at/en/publications/the-end-of-francafrique-a-second-decolonisation-wave-in-africa/
taye, y. (2024). a revolutionary counterrevolution: thomas sankara, burkina faso, and african radicalism in context, 1983–87. global africana review, 8(1), 19–30. https://doi.org/10.17615/hewq-5y74
uchehara, k. (2014). france-afrique model: a declining relationship. yönetim bilimleri dergisi, 12(23), 33–53. https://dergipark.org.tr/en/pub/comuybd/issue/43591/533760
yates, d. a. (2018). paradoxes of predation in francophone africa. international journal of political economy, 47(2), 130–150. https://doi.org/10.1080/08911916.2018.1497505






Yorum bırakın