punk rock ile nasıl tanışıldı?
punk rock günümüzde de hala etkilerini hissettiren bir müzik türü olmakla beraber, başta tamamen kapitalizme karşıt olarak çıktığı bu yolda yolu kapitalizmle de kesişmiş, onu yer yer doyurmuştur. bu yazıda da bu evrimin ve punk’ın tekrardan punk olma yolundaki çabası odak noktası olacak.
punk rock, modern toplumun bir eleştirisi olarak ideolojik, müzikal, ve stilistik bir duruş biçiminde ortaya çıktı (grossman,1996-1997). rock müziğe karşı müziksel bir tepki olarak doğmasının yanında bu alt tür, diğer müzik türlerinden farklı olarak ideolojik de bir temele sahip. tekelleşmiş ve yalnızca burjuva sınıfına hitap eden rock müziğe tepki olarak 1970’li yılların sonunda, radikal bir gençlik kültürü olarak ortaya çıktı.
punk rock sanatçıları, büyük stadyum konserlerinin halk ile sanatçıyı birbirine yabancılaştırdığını ve bu ayrımın bir alternatife ihtiyacı olduğunu öne sürdüler. bu tepkiyi şarkı sözlerindeki kapitalizm eleştirilerinde, çekinmeden sergiledikleri hükümet karşıtı tutumlarında görmek mümkündür. örneğin, 2012 senesinde “pussy riot” isimli punk grubu, putin karşıtı şarkı sözleri sebebiyle moskova’daki ortadoks kilisesinin tepkisini çekti ve “din nefreti aracılığıyla holiganlık yapmak” gerekçesi ile grup üyeleri 2 yıl hapis cezasına çarptırıldılar (creasap, 2013). sonrasında da tutumlarından vazgeçmeyeceklerini belirtip, punk müziğin siyasi olduğunu tekrar vurguladılar.
müzik ile siyaset nasıl kesişiyor?
müzik ile siyasetin nasıl kesiştiğini anlayabilmek için almanya merkezli frankfurt okulundan ve üyelerinin çalışmalarından beslenmek mümkündür. frankfurt okulu üyeleri, çalışmalarında amerika merkezli ana akımın sistem yanlısı olduğunu ve açık ya da örtülü bir biçimde medyanın masumiyetini savunarak sistem yanlısı bir tavır sergilediğini vurgulamıştır.
frankfurt okulunun ilk yöneticisi olan max horkheimer ise amerika’nın radyo dinleyicilerinden herhangi bir ücret talep etmemesinin nedeninin partiler üstüymüş gibi bir otorite kazanmak olduğunu ve bunun faşizm için bir nimet olduğunu belirtmiştir (begtimur, 2018).
bunun aynısı müzik için de geçerlidir. yayınlanan ve yayınlanacak müzikler aslında tamamen tekelleşmiş medyanın bir oyuncağı konumundadır. punk müzik her ne kadar tepkisel bir hareket olarak başlamış olsa da zamanla büyük şirketlerle anlaşmalara varabilmeleri tam da bunu gözler önüne seriyor. “tepkisel” niteliği olan bu punk yaklaşımının kapitalizme para kazandırmadığı senaryoda kapitalizmin araçları tarafından desteklenmesi mümkün değildir. theodor adorno da aynı konuya dikkat çekmiş ve çoğu müziğin sadece satılmak için üretilen bir meta niteliğinde olduğunu söylemiştir (özel, 2014: 244-245).
punk müzik, satılma amacı gütmediğini iddia etse de, geniş kitlelere ulaşmaya çalışarak bir noktada satılma amacı gütmüştür ve yolu tam da burada kapitalizmle kesişmiştir. sonrasında ise punk müziğin modasının geçmesiyle birlikte kapitalizmle yolu tekrardan ayrılmıştır. bu yazının ilerleyen kısmı bu evrimin sürecine daha detaylı bir bakış açısı sunma amacı güdüyor.
gençlerin punk’a bakışı
başta sınıf siyaseti ve işçi sınıfı yapısıyla şartlandırılmış olan orijinal ingiliz punk sahnesi, 70’li yılların sonunda bölünmüş olan ingiliz toplumunun hem bir yansıması hem de dalga geçeni konumundaydı (dunn, 2008). ancak bu durum yalnızca ingiltere ile sınırlı kalmadı. ingiltere ve new york’taki sahneler aracılığıyla punk rock daha da geniş bir kitleye ulaşma şansı edindi ve elbette bu genişleme sonucu çeşitli eleştirilere maruz kaldı.
büyüyen ve daha da geniş kitlelere ulaşma şansı edinen bu müzik türü, bu sefer de büyük müzik şirketleriyle yaptıkları anlaşmalar sonucu “samimiyetsiz ve halktan kopuk” ilan edildi. burada da ortaya yeni bir soru çıktı: kapitalizm ona hizmet etmeden kitlelere ulaşmaya imkan tanıyor mu?
kitleler ve kapitalizm
marx ve engels’in komünist manifesto’da belirttikleri üzere: “feodal toplumun çökmesiyle oluşan modern burjuva toplumu, sınıf karşıtlığını ortadan kaldırmış değil. yalnızca eskilerin yerine yeni sınıflar, yeni ezme koşulları, yeni mücadele biçimleri getirmiştir.” (1848). bu yeni ezme koşullarından birinin de eğlence sektörü olduğunu söylersek ileri gitmiş olmayız.
günümüz dünyasında eğlence sektörü en çok medyadan besleniyor ve medya da yalnızca kendisine zarar vermeyecek tavizleri tanıyor. punk müzik her ne kadar kapitalizm eleştirisinde bulunsa da beraberinde getirdiği “toplumdan farklı” giyim tarzı ve tercihleri, kapitalizm için yeni bir sektör doğurmuş oldu. aslında kapitalizm olgusu büyük şirketler aracılığıyla punk müzik yapan sanatçılara destek verirken her zaman olduğu gibi yine kendi çıkarını gözetiyordu.
punk müzik sanatçıları da bu işin meslekleri olduğunu, iki tarafın da hayatını devam ettirebilmeye çalıştığını söylemenin yanı sıra kitlelerin dikkatini de en kolay böyle çekebileceklerini belirtiyorlardı. evet, bu tekelleşmiş endüstride kapitalizme yeterince hizmet etmeden ne para kazanabilirlerdi ne de daha fazla insana ulaşabilirlerdi.
zaman içerisinde punk müzik
punk müzik zaman içerisinde birçok değişime maruz kaldı. bu tarz hem ideolojik hem de müziksel ayrımlar sonucunda çeşitli alt türlere bölündü. punk müziğin rock müzikten aslında tam olarak uzaklaşamadığı ve sadece “daha politik” olmaya çalıştığı eleştirileri ortaya atıldı. temel bir biçimde gruplandırılacak olursa yerini önce hardcore rock’a sonra da grunge’a bıraktı (grossman, 1996-1997).
elbette punk müzik bu temel türlerin haricinde farklı bölünmelere de sahne oldu ve punk kültürü genel anlamda yerini yitirmedi. günümüzde de hala aktif olarak siyasi eleştirilerini esirgemeyen bu tür yalnızca artık kapitalizme, kapitalizmin arzu ettiği kadar hizmet etmiyor. 90’lı yıllara gelindiğinde alternatif rock’ın ön plana çıkması ve nirvana gibi grupların doğuşuyla asıl para kaynağının yönü değişti. başta “aykırı ve ezileni” temsil etmek amacı güden punk müzik tekrardan amacına ulaştı.
genel yorumlamalar
toplumun istediği olmamak ve tepki gösterebilmek de bu globalleşen dünya düzeni içerisinde oldukça zor bir konumda bulunuyor. punk müzik ve “emo” tarz da yıllarca aykırı görünmüş olsa da bir noktada yine en nefret ettiği şey olan kapitalizme hizmet etti. alternatif giyim tarzları ve punk müzik yapan grupların büyük şirketlerle yaptıkları sözleşmeler bunun bazı somut örnekleri konumunda. ancak şu da asla unutulmamalıdır ki, her ne kadar kitlelere ulaşmanın yolu kapitalizmden geçse de ulaşmayı başardıktan sonra illa ki yolu ayrılacaktır. punk müziğe de bu olmuştur, diğer olgulara da aynısı olmuştur ve olacaktır. burada önemli olan temel amaca tutunabilmek ve kapitalizmi kendi araçlarını kullanarak rahatsız edebilmektir. punk müzik tam da bunu başarmış, hem kitlelere ulaşmış hem de kapitalist düzene rahatsızlık vermiştir.
kaynakça
begtimur, m. e. (2018). frankfurt okulu ve kitle iletişim araçları eleştirisi. kuram ve uygulamada sosyal bilimler dergisi, 2(2), 50-63.
creasap, k. (2013). punk politics. contexts, 12(1), 4–4. http://www.jstor.org/stable/41960403
dunn, K. C. (2008). never mind the bollocks: the punk rock politics of global communication. review of international studies, 34, 193–210. http://www.jstor.org/stable/20542757
grossman, p. (1996). identity crisis: the dialectics of rock, punk, and grunge. berkeley journal of sociology, 41, 19–40. http://www.jstor.org/stable/41035517
özel, a. (2014). estetik ve temel kuramları. ütopya yayınları. ankara.
marx, k. & engels, f. (1848). komünist manifesto.






Yorum bırakın