çeviri: bartu yalçın.

giriş

sosyal demokrasi ve kapitalizmin reforme edilip yönetilebileceği inancından söz edildiğinde, sıklıkla isveç, norveç, danimarka ve finlandiya örnekleri gösterilir. düzenlenmiş kapitalizmin bu “mitik” topraklarında dünyanın en mutlu, en uzun ömürlü ve en yüksek yaşam kalitesine sahip insanları yaşadığı söylenir. oysa son zamanlarda bu masalsı anlatının nahoş gerçeklikleri ayyuka çıkmıştır: tüm dünyada olduğu gibi iskandinav ülkelerinde de faşist hareketler yükselişe geçmekte neoliberal politikalar refah devletinden ve kamusal hizmetlerden büyük lokmalar almakta, eşitsizlik ve konut kriziyle emekçilerin yaşam standartları küf bağlamaktadır. bu koşullar altında reformistler belki de isveç ya da norveç yerine gözlerini doğu’ya çevirmelidir.

çin, ne olduğu, ne olageldiği ve neye dönüşeceği bakımından, geniş toplumsal kesimlerde de sol siyasal çevrelerde de yoğun biçimde tartışılmaktadır. bu tartışmalar genellikle iki soru üzerine bina edilmektedir. birincisi, çin başarılı bir toplum mudur? insanlığın gelişimi icin evrenselleştirilmesi ve içselleştirilmesi gereken bir model olma iddiası taşımakta mıdır? ikincisi; çin, başarılı ya da başarısız olsun, bugünkü durumuyla hangi ideolojik izdüşümün eseridir (kapitalizm, sosyalizm, devlet kapitalizmi vb.)?

birinci soru bugün hiç olmadığı kadar kolay yanıtlanabilir, çin devletinin günümüzdeki kazanımlarının tanıtıma pek ihtiyacı yoktur. çin komünist partisi, kırk yıl içinde 800 milyon insanı yoksulluktan çıkarmış ve bu, insanlık tarihinde benzersiz bir başarı olarak tarihe geçmiştir. bugün ileri teknoloji alanlarında küresel bir öncü olan çin, kendi hudutları dışında dahil hayata geçirdiği çarpıcı altyapı projeleriyle batılıları şoke etmektedir. batı dünyası faşizm ve gericiliğin elinde meşakkatli gerileyişini sürdürürken, geleceğin doğu’da beklediği dünya halklarına günbegün bariz hale gelmektedir. mutlaka politika hataları da yaşanmaktadır (tek çocuk politikası akla gelir) ancak liberal demokrasilerdeki politika yönetimleriyle kıyaslandığında ikili arasında çok az rekabet sözkonusudur. o halde ikinci soru nasıl yanıtlanmalıdır? çin’den işçilerin yönettiği bir toplum, sosyalist bir toplum, olarak bahsetmek hiç şüphesiz anlamsızdır. bununla birlikte çin’i klasik kapitalist ya da emperyalist bir devlet kategorisine indirgemek açıklayıcı değildir diğer kapitalist toplumların gösteremediği marifetleri nasıl gösterdiğini de kavramakta yardımcı olmayacaktır.

“eğer çin tamamen batılı tarzda bir sisteme meyledip kapitalist bir düzene intikal etmiş olsaydı, bizim modernleşmemiz katiyen mümkün olamazdı. çözülmesi icap eden mesele, on bir milyar insanımızın yoksulluktan kurtulup refaha nâil olmalarını nasıl temin edebileceğimizdir. çin’de kapitalist sistemi benimsemiş olsaydık, muhtemelen yalnızca az bir zümre zenginleşir, halbuki ezici çoğunluk daimi bir sefalet hâlinde kalırdı. böyle bir vaziyet vuku bulsaydı, çin’de bir inkılâp zuhur ederdi. çin’in modernleşmesi yalnızca sosyalizm vasıtasıyla mümkün olabilir; kapitalizm aracılığıyla asla değil.”

-deng

“köylü okuryazarlığı, özgürleşmiş kadın işgücü ve her köye kadar uzanan, banka kredilerini yönlendirebilen altyapıyı organize edebilen ve sermaye akışlarını denetleyebilen bürokratik bir sinir sistemi—bu yerli unsurlar, çin’in büyüklüğü kadar, ülkenin kalkınmasını diğer yeni sanayileşen ülkelerden ayırmaktadır.”

deng çin’in bütünüyle batılılaşmış, kapitalist bir toplum olmadığını tahkik etmekte haklı olsa da, bunun doğrudan sosyalizm anlamına geldiğini ileri sürmesi ölçüsüzdür. bilakis, çin, daha önce görülmemiş olarak, öz farkındalıklı ve kolektivist bir kapitalizmin alametlerini taşımaktadır. kapitalizmin klasik çelişkilerinden kendini böylece muhafaza etmektedir. “öz farkındalıklı” olmakla kastedilen, bürokrasisi ve entelijansiyasının marksist okuryazarlığa sahip olmakla kalmayıp, ona bir sempati beslemeleridir. “kolektivist” olmakla kastedilen ise, çin’in neoliberal ve bireyci bir mevcudiyete sahip olmayışı; aksine, “ulusal kalkınma” gibi kolektif menfaatler uğruna hareket etmesidir. 20. yüzyıl birçok planlı ekonomiyi vücuda getirmiş, bunlar da “öz farkındalığa sahip” ve ulusçu olmayı hedeflemiş olsa da, hiçbiri bunu kapitalist piyasa sistemi çerçevesinde gerçekleştirememiştir. bu, 21. yüzyıl çin’ine ait bir fenomendir.

yerçekimiyle dans etmeyi öğrenmiş olimpik bir jimnastikçi gibi, çin devleti faaliyet gösterdiği sistemin yasalarını idrak etmekte ve bu farkındalığı hem nicelik hem nitelik bakımından yeteneklerini artırmak üzere bir silah olarak kullanmaktadır. batılı hükûmetlerin aksine, fanatic anti-komünizmle kör edilmemiş; piyasayı bir tanrı olarak görmeyip politika üretimindeki esnekliğini kaybetmemiştir. ne var ki bu durum çin modelinin mahiyetini değiştirmez; özünde “çin karakteristikli sosyalizm” her zaman olduğu gibi milliyetçi ve reformist bir proje olarak ulusal kalkınmayı hedeflemekte, mevcut toplumsal ilişkilerin devrilmesine dayalı bir işçi devleti niteliği taşımamaktadır. çin, “kızıl faşizm” ya da sosyalizmin en büyük başarısı deği, reformizmin en yüksek mertebesini temsil etmektedir.

blokçulara karşı

“2008 küresel mali krizi, kapitalin körü körüne kâr peşinde koşmasına izin verilmesinin kaosa yol açacağını ve küresel refahın ahlaki denetimden yoksun bir piyasa temeli üzerine inşa edilemeyeceğini bize öğretmiştir. zengin ile fakir arasındaki büyüyen uçurum hem adaletsiz hem de sürdürülemezdir. piyasa güçleri ile devlet işlevleri arasında sinerji oluşturmak ve hem verimlilik hem de adaleti sağlamak için hem görünmez eli hem de görünür eli kullanmamız büyük önem arz etmektedir.”

bugünün çin modelini reddeden solcular çoğu kez iki kampa ayrılır. ya deng’in çin komünist partisi içindeki zaferini, “saf” çin sosyalizminden kopuş ve “büyük i̇hanet” olarak gören antirevizyonist maoistlerdir; yahut da hong kong’daki göstericilere tazyikli su sıkıldığı veya her yerde kameraların bulunduğu gerekçesiyle çin’i bir çeşit faşist devlet sayan anarşist ya da liberal eğilimlilerdir. i̇kisi de yanlıştır. aksini hayal etmek ne kadar avutucu olsa da, bugünkü ılımlı ve reformist milliyetçilik, doğrudan doğruya mao’nun zayıf marksizm yorumunun ve partinin çin proletaryasıyla kurduğu şüpheli bağın mirasçısıdır. çin’i “kızıl faşist (abartılı bir tanım)” diye damgalamak ise, en az abartılı olduğu kadar da aşırı indirgemecidir. ne yazık ki bu iki görüşe karşı öne sürülen asıl alternatif —çin’e körü körüne bağlı kampçılık— daha faydalı değildir; zira bu tavır devrimci proletaryanın uluslararası sınıf mücadelesini, milliyetçi bayrak sallamaktan ibaret tembel bir ikiliğe indirger.

nasıl ki batılı liberaller ve sosyal demokratlar, kapitalist düzenle yan yana yaşayabilmek için işçi hareketinin tarihini ve sembollerini ehlileştiriyorlarsa; çin yanlısı kampçılar da aynısını yapar. devrim, böylece yeniden bir tüketim eşyaları yığınına indirgenir: chatgpt’ye karşı deepseek reels yerine rednote, new york yerine şanghay tatilleri… dış görünüşte kırmızıya boyanmış liberal bir gösterişçilikten öteye geçmez. çin, ne işyerlerinin demokratikleşmesi ne de radikal bir eşitlikçilik adına savunulur (zira ikisi de yoktur); gökdelenlerinin amerika’dakilerden daha “siberpunk” görünmesi uğruna savunulur. servet eşitsizliği üstüne söz açılmaz; onun yerine dans eden otomobillerle yahut görkemli drone gösterileriyle avunulur.

burada çin’e verilen destek, anti-kapitalist olmaktan çok uzaktır; hattâ mümkün olan en koyu kapitalist tavırdır. çin’in cazibesi, sosyalizmin kapitalizm karşısındaki üstünlüğünde değil; batı’nın neoliberal biçimine karşı, daha gelişmiş bir çin kapitalizmi sunmasındadır. tüketimciliğin, ataerkilliğin ve milliyetçi gururun boş mantığı bütünüyle yerli yerinde durmakta, hiçbir surette sorgulanmamaktadır.

“sermayenin mantığı, kısa sürede yalnızca ekonominin değil, bütün kültürün temel mantığı haline geldi. siyasî planda amerikan modeli ile ‘çin özellikleri taşıyan devletçilik’ birbirine rakip gibi görünüyordu… fakat aslında ikisi de öteki fikirlerin alanını daraltıp fiilî bir dayanışma kurarak, geleceği hayal etme ufkumuzu daraltmakta birleşiyordu.”

bu kampçılar, demokrat parti içinde reformizmin körlüğüne boyun eğen ilericilerle alay etmeyi pek severler; fakat konu çin’e gelince, birdenbire sosyal demokrasinin en ateşli müdafileri kesilirler. çin’i yeterince takdir etmeyen herkes de “hayalci” ya da “fazla safça” olmakla yaftalanır — tıpkı içeride, liberallerin solculara yönelttiği suçlamalar gibi. bir ölçüde anlaşılırdır bu tavır; zira bugünün siyasî durgunluğunda, insanın nereye baksa bir kurtarıcı görmeyi arzulaması çok kolaydır. bu, bernie sanders ve aoc’ye hayranlıkla bakan ilericiler için ne kadar geçerliyse, çin devletinin ardına dizilenler için de öyledir. lâkin bu hakikati değiştirmez: reformizm, işçi sınıfının devrimci şuurunu sınırlayan bir zincirdir; sosyalizm yalnızca altyapı yatırımlarından yahut iyi düzenlenmiş bir piyasadan ibaret değildir.

buna karşılık batılı solcular için asıl lüzumlu olan çin devletini soğukkanlı bir bakışla çözümlemektir: işçilere sağladığı maddî kazanımları teslim eden, fakat “çin özellikleri taşıyan sosyalizm”in reformist ve mahdut karakterini de dürüstçe kabul eden bir çözümleme.

maoculara karşı

mao ve mirası hakkında tartışmalar çoktur; fakat hem antikomünistler hem de komünistler arasında genel kabul gören bir husus şudur ki: mao bir radikaldi. bu belki askerî bakımdan doğru olabilir (“nükleer savaştan korkmam. dünyada 2,7 milyar insan var; bazıları ölse de fark etmez. çin’in nüfusu 600 milyondur; bunun yarısı ölse, elimizde yine 300 milyon kalır.”) fakat mao’nun iktisadî, içtimaî ve siyasî muhtevası çekingen idi. stalinist mirasın en gerici unsurlarını devralıyor, bunları devrimci işçi sınıfından ziyade köylülüğe yaslanan bir reformcu siyasetle birleştiriyordu.

“her şeyi halk ne istiyorsa öyle yapmak gerektiğine dair yanlış bir vurgulama olmuştur… fakir köylü–tarım işçisi çizgisi tek yanlı olarak yayılmıştır… demokratik hükümet orta köylüyü bağımsız zanaatkârı, millî burjuvayı ve münevverleri de dinlemelidir.”
— mao

çin komünist partisi daha başından itibaren, moskova’dan esen mutedil ve uzlaştırıcı tesirlerden teorik ilham almıştı. joseph stalin’in karşı-devrimci suçları adlı eserimde dikkat çektiğim gibi, bunun en erken ve yıkıcı örneklerinden biri, çin komünist partisi’nin milliyetçi–burjuva kmt ile zoraki evliliğidir. kısa süre sonra bu ortaklar, komünistleri hedef alan bir imha seferine girişecekti. bir milyondan fazla işçi ve köylünün katledildiği bu teröre rağmen parti, onlarca yıl boyunca sınıf uzlaşmacı tavrını sürdürdü.

ii. dünya harbi’nden sonra, cpc neredeyse zafere yaklaşmış, kmt çöküşün eşiğine gelmişken dahi, komünist önderlik kmt’yi koalisyon hükümetine davet etmeye devam etti. bu siyaseti meşrulaştırmak için de “komprador burjuvazi” ile “millî burjuvazi” arasında uydurma bir ayrım yapıyorlardı. onlara göre “anti-emperyalist” burjuvazi, komünist hareketin ayrılmaz parçasıydı. aynı mantık, i̇spanya i̇ç savaşı’nda stalinistler tarafından liberallerle ittifak kurarken ileri sürülmüş, 1920’lerde kmt ile birlikte çalışma siyasetini haklı göstermek için de kullanılmıştı.

çkp iktidara geldikten sonra, devrimle karşı karşıya kalan bütün reformcu işçi partilerinin benimsediği ana çizgiyi takip etti: devrimci hareketi frenleyen bir tedricilik siyaseti. halkın kendi kendine kalkıştığı toprak ve işyeri müsadereleri karşısında bile “aşamalı ilerleme” gerektiğini ilan etti. çin’in “yarı-feodal, yarı-sömürge” bir ülke olduğu gerekçesiyle, devrim proletaryanın karakterini taşıyamazdı, sosyalizme yöneltemezdi, işçi demokrasisini kuramazdı. böylece “yeni demokrasi (çkp’nin resmi geçiş programı)” adı altında, özel mülkiyeti muhafaza eden ve kapitalist biriktirmeyi teşvik eden bir uzun geçiş devresi başlatıldı. mao’ya göre burjuvaziyle ittifak şarttı; bunu yapmamak “sol oportünizm” sayılacaktı. burjuvaziyle mücadele ise “barışçı” ve “kansız” yollarla yürütülmeliydi.

rus marksistleri daha önce benzer bir çıkmazla karşılaşmışlardı. menşevikler tedriciliği savunurken, bolşevikler tam tersine, daha geri kalmış şartlarda bile devrimi ileri götürecek tek sınıfın işçi sınıfı olduğunu ilan etmişlerdi.

maoistler bu dönemi çoğu kez, rusya’daki nep’e kıyaslamaya çalışırlar. oysa aradaki en büyük farklar şunlardı: nep’te devletin kontrolü başka sınıflara verilmemişti ve nep hiçbir zaman onlarca yıl sürmesi öngörülen bir sistem değildi. yeni demokrasi ise çok sınıflı bir devlet kurmayı hedefliyordu; işçi sınıfı bu sistemde yalnızca dörtte birlik bir yer tutuyor, bütün bir ulusu kalkındırma sevdası etrafında boş bir ahlakçılıkla birleştiriliyordu.

mao’nun kendi sözleri de bu yönelişi teyit eder:

“çin sanayileşmelidir. bu, yalnızca hür teşebbüs ve yabancı sermayenin yardımıyla yapılabilir. çin ve amerika’nın menfaatleri benzerdir; iktisadî ve siyasî bakımdan birbirini tamamlar. çin, kuomintang’dan daha işbirlikçi olacaktır. amerikan demokratik tesirinden korkmayız; onu memnuniyetle karşılarız.”

bu “ulusal çıkar” söyleminin, sınıfların zıt menfaatlerini uzun vadede bağdaştırması mümkün değildi. kısa zamanda burjuvazi, devlet ve idare kurumlarına sızarak kendi çıkarlarını dayatmaya başladı. pravda’da kaleme aldığı yazıda chen po-ta bu durumu şöyle anlatıyordu:

kâr hırsıyla kışkırtılan burjuvalar, ajanlarını devlet kurumlarına ve kamu örgütlerine yerleştirdiler… umudunu hiç yitirmeden çin’i kapitalizme doğru adım adım sürüklemeye çalışıyorlar.”

partinin üyelerinin sınıfsal yapısı da bu reformcu karakteri yansıtıyordu. i̇ktidara gelindiğinde üyelerin yalnızca yüzde 5’i işçi sınıfına mensuptu. partinin dayanağı şehirlerden ziyade köylerdi; kentler en son düşen kalelerdi. i̇şçiler greve gittiğinde parti, makineli tüfeklerle karşılık vermekten veya idamlarla gözdağı vermekten geri durmadı.

1952’de kore savaşı’nın da etkisiyle zorunlu olarak sola bir dönüş yapıldı; planlı ekonomi ve kitlesel millîleştirmeler başladı. gerçekten de ücretler yükseldi, ömür uzadı, okullaşma arttı. fakat bütün bu ilerlemeler dahi, işçi sınıfının üretim sürecinde söz sahibi olmadığı bir çerçeve içinde gerçekleşti. mülksüzleştirmeler yukarıdan dayatıldı; işçiler kendi demokrasilerini kuramadılar.

bu, bütün reformcu işçi hareketlerinin müşterek zaafıdır: kazanımlar tepeden bahşedilir, tabandan fışkırmaz. i̇şçiler üretimin efendisi olmadıkça, her reform geri çevrilebilir. mao’nun bütün radikal söylemine rağmen bu adım hiç atılmadı.

1957’deki yüz çiçek kampanyası veya kültür devrimi gibi girişimler, işçilerin kendi bağımsız örgütlenmelerini kurmaya başladığı anlarda hemen bastırıldı. 1989’da tiananmen meydanı’nda da aynı korku, bağımsız işçi komiteleri ve sendikaların doğuşuyla beraber, ordunun sert müdahalesini getirdi. öğrenciler etrafında şekillenen bu hareketin kalbinde aslında işçiler vardı; barikatlar kurdular, askerleri ikna etmeye çalıştılar, yiyecek ve su taşıdılar. fakat tankların şehre girişiyle kanlı bir hesaplaşma başladı.

kültür devrimi’nin bir başka yönü de, “kan bağı teorisi” adı verilen gerici düşüncenin ortaya çıkışıydı. bu akıma göre, devrimcilerin oğulları ve kızları tabiatları gereği üstün, “karşı-devrimcilerin” çocukları ise tabiatları gereği aşağılık sayılıyordu. bu anlayış, parti bürokrasisindeki “prens çocukları (*parti elitlerinin çocukları için kullanılan tabir*)nın” ayrıcalıklarını korumak için resmî bir kılıf haline getirildi. bu ırkçı ve feodal zihniyet, devrimin özünü zehirledi.

bu dönemde yu luoke gibi cesur aydınlar bu saçmalığa karşı çıktılar; prc’yi yeni bir kast sistemine benzettiler. fakat yazılarından ötürü idam edildiler. bu da, mao döneminin “işçi iktidarı” iddialarının aslında ne kadar yüzeysel olduğunu gösteriyordu.

netice itibarıyla, çin’de ne yeni demokrasi (*çkp’nin resmi geçiş programı*) devrinde, ne “sol” dönüşte, ne de deng sonrasında işçi sınıfı hiçbir zaman direksiyona geçmemiştir. farklı dönemler arasındaki ayrılıklar, işçi demokrasisi bakımından özsel değil, daha ziyade şekil ve retorik farklarıdır. mao’nun ölmemesi halinde “çin sosyalizminin yaşayacağı” iddiası tarihsiz bir nostaljiden ibarettir.

bu tespitler, prc’nin işçi sınıfına kazandırdığı maddî ilerlemeleri görmezden gelmemizi gerektirmez. ne var ki, nasıl ki nhs’yi överken ingiliz refah devletini idealleştirmiyoruz, aynı şekilde çin’in kazanımlarını takdir ederken de onu sosyalizmle özdeşleştiremeyiz.

orijinal metin: https://fightforafuture.substack.com/p/china-red-fascism-or-socialisms-greatest

çeviri: bartu yalçın

kaynakça:

1

Xiaoping, D., 1987. Deng Xiaoping: We Shall Draw on Historical Experience and Guard against Wrong Tendencies [Online]. Marxists.org. Available from: https://www.marxists.org/reference/archive/deng-xiaoping/1987/120.htm

2

Watkins, S., 2019. America Vs China. New Left Review, 115.

3

This can also be described as a Laotian and Vietnamese phenomenon, however both countries also have their own distinct nuances which makes lumping them in with China somewhat reductive. There is also the question of Yugoslavia, but here the differences are even greater.

4

Xi Jinping , 2019. Xi Jinping : The Governance of China. [Volume II]. Beijing, China: Foreign Languages Press., pp.572

5

Xiaoming, W. (2025). On Civilisation and its Barbarisms. New Left Review, 152, pp.51–66.

6

Schoenhals, M. (1986). Mao Zedong: Speeches at the 1957 ‘Moscow conference.’ Journal of Communist Studies2(2), 109–126. https://doi.org/10.1080/13523278608414805

7

Marxists.org, 2025. The Chinese People Cannot Be Cowered by the Atom Bomb [Online]. Available from: https://www.marxists.org/reference/archive/mao/selected-works/volume-5/mswv5_40.htm? 

8

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.217

9

David Ernest Apter and Saich, T., 1994. Revolutionary Discourse in Mao’s Republic. Harvard University Press., pp.209

10

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.228

11

Ibid., pp.287

12

Shuzi, P., 1952. The Causes of the Victory of the Chinese Communist Party [Online]. http://www.marxists.org. Available from: https://www.marxists.org/archive/peng/1951/nov/causes.htm.

13

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.275

14

Ibid., pp.287

15

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books., pp.522

16

Yao Jiachen 姚佳谶 . 2019. ‘ 从北京警察到六四抗暴者 [From a Cop in Beijing to a 1989 Protester].’ 端传媒 [Initium Media], 3 June. available online at: theinitium. com/article/20190603 hongkong-6430-hongkong-sun-li-yong.

17

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books., pp.521

18

Wu Renhua 吴仁华 . 2007. 天安门⾎腥清场内幕 [An Inside Look at the Bloody Repression on Tiananmen Square]. Available online at: http://www.bannedbook.org/resources/file/1786.

19

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books., pp.523

20

Gao, J, 2023. ‘Going to Yan’an: The Making of China’s New Ruling Class’, Critical Asian Studies, 55(4), pp. 555–574. 

21

Andreas, J., 2002. Battling over political and cultural power during the Chinese Cultural Revolution. Theory and Society 31, 463–519. 

22

Ibid.

23

Ibid., pp.482

24

Timesofisrael.com, 2022. Israeli, Chinese Leaders Exchange Congratulation Letters to Mark 30 Years of Ties [Online]. Available from: https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/israeli-chinese-leaders-exchange-congratulation-letters-to-mark-30-years-of-ties/ 

25

Efron, S., Schatz, H.J., Chan, A., Haskel, E., Morris, L.J. and Scobell, A., 2019. The Evolving Israel-China Relationship [Online]. Santa Monica: Rand Corporation., Preface, Available from: https://www.rand.org/pubs/research_reports/RR2641.html.

26

Ibid., pp.16

27

Ibid., pp.15

28

Ibid., pp.31

29

Ibid., pp.25

30

Ibid., pp.25

31

Beltran, M., 2021. What Do Filipino Maoists Think of China Now? [Online]. thediplomat.com. Available from: https://thediplomat.com/2021/07/what-do-filipino-maoists-think-of-china-now/.

32

Pun Ngai. 2005. Made in China: Women Factory Workers in a Global Workplace. Durham, NC: Duke University Press., pp.184.

33

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.396

34

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books.

35

王晗, 2023. Xi Calls for Fully Leveraging the Strength of Women [Online]. Chinadaily.com.cn. Available from: https://www.chinadaily.com.cn/a/202310/31/WS653fd8c4a31090682a5eb84c.html.

36

The Economist, 2021. How Did Confucianism Win Back the Chinese Communist Party? [Online]. The Economist. Available from: https://www.economist.com/the-economist-explains/2021/06/23/how-did-confucianism-win-back-the-chinese-communist-party.

37

徐娉婷, 2015. Xi Cites Confucius as Positive Example for Modern Nation – Culture – Chinadaily.com.cn [Online]. Chinadaily.com.cn. Available from: https://www.chinadaily.com.cn/culture/2014-09/25/content_18658579.htm? [Accessed 21 May 2025].

38

Sung, M.H., 1981. The Chinese Liehnü Tradition [Online]. Historical Reflections / Réflexions Historiques, 8(3), pp.63–74. JSTOR. Available from: https://doi.org/10.2307/41298760.

39

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.397

40

Zhitao, W., 2023. Be Wary of ‘Invisible’ Domestic Violence. Identify It First before you can Fight back! [Online]. All China Women’s Federation. Available from: https://wenji.64365.com/122328/.

41

Tong, J., Miao, S., Wang, J., Yang, F., Lai, H., Zhang, C., Zhang, Y. and Hsu, L.K.G., 2014. A two-stage epidemiologic study on prevalence of eating disorders in female university students in Wuhan, China [Online]. Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology, 49(3), pp.499–505. Available from: https://doi.org/10.1007/s00127-013-0694-y.

42

Hale, T., 2025. How the State Is Propping up China’s Housing Market [Online]. Ft.com. Financial Times. Available from: https://ig.ft.com/china-property-crisis/.

43

Wang Qingmin, 2021. China idol: Mao Zedong Makes a Comeback among Chinese Youth[Online]. ThinkChina – Big Reads, Opinions & Columns on China. Think China. Available from: https://www.thinkchina.sg/society/china-idol-mao-zedong-makes-comeback-among-chinese-youth.

44

Javed, J. and Ding, I., 2023. Why Maoism Still Resonates in China Today [Online]. Good Authority. Available from: https://goodauthority.org/news/why-maoism-still-resonates-in-china-today/ 

45

Madhusoodan, K., 2024. Fact Check: Old Vogue Photoshoot Falsely Shared as China’s Pro-Palestine Statement for Paris 2024 Olympics [Online]. Newschecker.in. Newschecker. Available from: https://newschecker.in/fact-check/old-vogue-photoshoot-falsely-shared-as-chinas-pro-palestine-statement-for-paris-2024-olympics 

46

Marchant, C., 2025. Truth or Fake – No, China Did Not Violate Israel’s Aid Blockade [Online]. France 24. FRANCE 24. Available from: https://www.france24.com/en/tv-shows/truth-or-fake/20250519-no-china-did-not-violate-israel-s-aid-blockade 

47

news.cgtn.com, 2019. Who Runs China? [Online]. CGTN. Available from: https://news.cgtn.com/event/2019/whorunschina/index.html.

48

Yu, S., 2022. Corporate China Shut out of Xi Jinping’s Party Congress [Online]. @FinancialTimes. Financial Times. Available from: https://www.ft.com/content/c6ea87de-8b25-43b3-bf9a-f59c1bd1e040?segmentID=cfc7b7ff-5895-bae2-6b13-84a112792b55 

49

Luqiu, L.R. and Liu, C. (2018) ‘A “NEW SOCIAL CLASS” OR OLD FRIENDS? A STUDY OF PRIVATE ENTREPRENEURS IN THE NATIONAL PEOPLE’S CONGRESS OF CHINA’, Journal of East Asian Studies, 18(3), pp. 389–400. 

50

The Economist, 2025. China Calls the Shots in Myanmar’s Civil War [Online]. The Economist. Available from: https://www.economist.com/interactive/asia/2025/05/30/china-calls-the-shots-in-myanmars-civil-war

Yorum bırakın

Popüler