çeviri: bartu yalçın.

bir ifşaat olarak filistin

“her ülkenin meşru müdafaa hakkı vardır; fakat bu, uluslararası insancıl hukuka riayet ederek ve sivilleri koruyarak yapılmalıdır.”
— çin dışişleri bakanı wang yi

“israil kendini savunurken bunun nasıl yapıldığı da önemlidir. amerika birleşik devletleri için bu konuda tavır nettir: uluslararası insancıl hukuka uyulmalıdır. çok fazla masum filistinli öldürülmüştür.”
— kamala harris

filistin söz konusu olduğunda, çin’in tutumu avrupa’daki ana akım sosyal demokrat partilerden farksızdır; hattâ birçok durumda israil yanlısıdır. çin komünist partisi iki devletli çözümü savunmakta, filistinliler üzerinde kullanılan israil silahlarının en büyük ikinci ithalatçısıdır. xi jinping’in sözleriyle: “çin ile israil arasında diplomatik ilişkiler kurulduğundan bu yana iki halk arasındaki dostluk günden güne derinleşmiş, ikili ilişkiler kayda değer ilerleme göstermiştir.”

bu çekingen, tarafsız görünmeye çalışan ama aslında ürkekçe israil yanlısı olan tavır, batı’daki reformistlerin duruşuyla aynıdır; fakat küba gibi gerçek işçi devletlerinin tavrıyla keskin bir tezat teşkil eder. çin hiçbir zaman israil’in eylemlerini soykırım diye adlandırmamıştır; oysa küçücük bir ada olan küba dünyanın en güçlü ekonomisinin ambargosu altında ışıklarını bile zor açık tutarken, güney afrika’nın israil’e karşı uluslararası adalet divanı’nda açtığı soykırım davasının bir parçasıdır. küba devleti düzenli olarak filistin’le dayanışma yürüyüşleri düzenler, öğrencilere verdiği vizelerle onları kürsüye çıkarıp konuşturur. çin ise, onca zenginlik ve kudreti elinin altında bulundurmasına rağmen, direnişe yardım etmek ve ablukayı kırmak için hiçbir şey yapmamaktadır. kızıldeniz’deki husi ablukası söz konusu olduğunda, çin’in tek kaygısı gemilerinin geçişine izin verilmesi ve parasının akmaya devam etmesidir.

böylesine büyük bir nüfuza sahip olduğu hâlde nasıl oluyor da uluslararası adalet divanı’ndaki birkaç burjuva devlet —irlanda, güney afrika vs.— çin gibi sözde “proleter devrimcilerden” daha fazla dayanışma ve enternasyonalizm gösterebiliyor? sözde enternasyonalist, işçi devleti olan bir ülke nasıl oluyor da işgalciye karşı iki devletli bir teslimiyeti destekliyor?

kimilerine göre cevabı kolaydır: para! devrim bir yerlerde ihanete uğradı ve artık çhc de başka bir kötü emperyalist devletten ibaret. fakat hakikat biraz daha nüanslıdır. daha önce söylediğim gibi, çin sistemi kısa vadeli kârı körü körüne çoğunluğun aleyhine kovalamaz. filistinlilere karşı duyarsızlığının kaynağı neoliberal bireycilik değil; her şeyin üstünde ulusun kalkınmasını ve devletin güvenliğini tutan burjuva bir milliyetçiliktir. küba’da filistin’le dayanışma için kitlesel seferberlikler örgütlenirken, çin’de kulakları sağır eden bir sessizlik hüküm sürmektedir. filistin’le dayanışma beyanları doğrudan rejimi hedef almayacak olsa dahi, çkp erişimi dışında varlık gösterebilecek her toplumsal hareketten ürker; bu yüzden kitlelerin uysal ve siyaseten ölü kalmasını tercih eder. bu, “halk” adına konuşmayı pek seven fakat halk, devrimci ve özerk bir tarzda bizzat konuşmaya yeltendiğinde ondan hazzetmeyen avrupa’nın büyük sosyal demokrat politikacılarıyla yeniden bir paralellik kurar.

“2000’lerin başından itibaren çin–israil ilişkileri diplomasi, ticaret, yatırım, inşaat, eğitim ortaklıkları, bilimsel işbirliği ve turizm dâhil birçok alanda hızla genişlemiştir. çin’in israil’deki başlıca ilgisi ileri teknoloji ve kuşak ve yol girişimi bağlamındaki konumudur. israil ise büyüme hızı en yüksek büyük ekonomiyle diplomatik, ekonomik ve stratejik bağlarını genişletmek ve ihracat piyasalarını ve yatırımlarını abd ve avrupa’dan çeşitlendirmek istemektedir.”⁽²⁵⁾

çin devleti 1980’ler ve 90’larda bugünkü kadar açıktan siyonizm yanlısı görünmezken dahi, gizlice israil’le bir dizi silah anlaşması yapmış; kırktan fazla işlemle milyarlarca dolarlık silah transferi gerçekleşmiştir.⁽²⁶⁾ bu bolşeviklerin devrimci dış siyasetinden olabilecek en uzak tavırdır; zira bolşevikler, devletler arasındaki bütün müzakere ve ilişkilerin halka bütünüyle açık olmasını talep etmiş, iktidara gelir gelmez çarlığın bütün gizli antlaşmalarını ifşa etmişlerdi. çin ile israil arasındaki bu yüz kızartıcı gizli işbirliği, ancak abd’nin talebiyle—çin’in israil üzerindeki nüfuzundan endişe edildiği için—sona erdi.⁽²⁷⁾ genel olarak israil–çin yakınlaşmasının önündeki asıl engel hiçbir zaman çin’in filistin’le dayanışması olmamış; daha ziyade abd’nin, orta doğu’daki en sadık kuklasını bir gün kaybetme ihtimaline duyduğu itiraz olmuştur.

“çinli analistler, israil’in karşı-terör politikalarını özellikle etkili buluyor. bir makale, israil’in ‘ülke içinde terör saldırılarını saptama ve boşa çıkarma konusundaki ileri tekniklerini’ övüyor. yazar, ‘sincan’da doğu türkistan islami hareketi’nin faaliyetlerinin mağduru’ olan çin’in ‘kendi operasyonlarında israil’in deneyimini referans alabileceğini’ ileri sürüyor.”⁽²⁸⁾
“2010’ların ortalarına gelindiğinde, ticaret yatırım, güvenlik ve diplomasinin çoğu alanında, çinli karar vericiler ve akademisyenler israil’e son derece müspet bir nazarla bakmaktaydılar.”⁽²⁹⁾

çin’in bugün israil karşısındaki rolü, bir sosyalist ülkeninkinden bütünüyle başkadır. bir işçi devleti, kampçıların kanıt diye öne sürdüğü, içi boş bm kararlarıyla yetinmez; bizzat direnişi maddeten destekler. liderlerimizin boş sözleri zaten bize yeter. kaldı ki, devrimci bir işçi devleti neden burjuva uluslararası müesseselere bel bağlasın? küba’nın iktisadî ve askerî kudreti itibarıyla anlamlı yardımı sınırlı olabilir; bu bir ölçüde anlaşılır. fakat çin’in böyle bir mazereti yoktur. çkp neden direnişi silahlandırmıyor? sol’da neden kimse bunu talep etmiyor? aynı şey, meselâ dprk ya da vietnam için de söylenebilir (vietnam’ın israil’le silah ticaretini son yıllarda kayda değer biçimde artırdığı malûm). dprk neden rusya’ya asker gönderebiliyor da filistin’e gönderemiyor? çin neden moskova’ya müşavir yollayabiliyor da batı şeria’ya gönderemiyor? çünkü bu devletler hepsinden önce milliyetçidir ve ulusal menfaatlerinde böyle bir adım yoktur. rusya dprk’ya silah verir, çin petrol alır. filistinliler ne sunabilir? hiçbir şey; bu yüzden sözde “sosyalist” devletlerden ve onların “dayanışmalarından” da hiçbir şey alamazlar.

“çin’in nazarında israil, küçük nüfusuna rağmen üst düzeyde yenilik üretebilen ve küresel iktisatta rekabetçi çokuluslu teknoloji şirketleri çıkarabilen bir ‘start-up ulusu’nun başarısıdır.”⁽³⁰⁾

filistin, bu bakımdan istisna değildir. enternasyonalist dayanışma söz konusu olduğunda çkp’nin övüneceği pek bir şey yoktur. filipinler’de burjuva hükümete karşı onlarca yıldır mücadele veren maoist gerillalar, çin’i sadece revizyonist emperyal bir devlet olarak görürler; pekin de onları aynı şekilde mahkûm eder.³¹ hindistan’da bir zamanlar burjuva devletin “en büyük iç tehdit” diye andığı komünist savaşçılar, xi jinping idaresince yerilmekten kurtulamaz. dünya ölçeğinde sınıf savaşı sürerken çin nerededir? dünyanın ikinci büyük ekonomisinin başında işçiler yok mu? öyleyse dünya devrimi için enternasyonalist hamle nerededir? çin bunu asla tasdik edemez; zira böyle bir adım, çkp’nin kendini nikâhladığı uluslararası kapitalist nizamı tehdit eder.

nasıl ki sosyal demokrasi, içeride işçilere reformlar, dışarıda ise sermaye karşısında suskunluk vaat eder; “çin özellikleri taşıyan sosyalizm” de aynı şeyi yapar.

kadınlar mı, kimin umurunda?

“sosyalist makine, mao döneminde patriyarkal makineyi parçalamamıştı; çağdaş çin’de kapitalist makine de bunu yapmadı. bilâkis bu sistemler el ele, dişli dişliye çalıştılar.”⁽³²⁾

çin’in milliyetçi ve reformcu projesinin en berrak göründüğü alanlardan biri, kadınların kurtuluşudur. komünistler mao’nun “kadınlar göğün yarısını taşır” sözünü severek anmayı tercih eder; fakat üreme haklarının elde edilmesinin (rusya’da devrimden üç yıl sonra yasallaşan uygulamaların aksine) çin’de yıllar aldığı ve bunun da her şeyden ziyade ulusun kalkınması ve devletin güvenliği adına yapıldığı pek hatırlanmaz: 60’larda ve 70’lerde nüfus artışının sürdürülemez olduğu düşünülüyor, kürtaja erişimin artması muhtemel bir “kalkınma tehdidi”ni bertaraf edeceği hesaplanıyordu. çin’de ulus her şeyin üstündedir. demografik kaygılar tersine döndükçe ve nüfus çöküşü endişesi büyüdükçe, kürtajı sınırlama baskısı arttı. şimdilik bu, başka doğum kontrol yöntemlerinin ve sosyal yardımların teşvikiyle sınırlı tutulsa da, doğurganlık oranı düşmeye devam ederse kürtaja erişimin yeniden kısıtlanması muhtemeldir. her hususta olduğu gibi, kadınların kaygıları da ulusun taleplerinin gerisine itilir; devlet, lüzum gördüğünde havucu da sopayı da kullanmaktan çekinmez.

piyasa reformları ulusu güçlendirirken kadınların aleyhine işledi. 1988’de ortalama kadın işçi, erkek işçinin ücretinin %55’ini alırken bu oran 2014’te %30’a düştü.³³ özelleştirilen kit’lerde işten ilk çıkarılanlar kadınlar oldu; en düşük ücretli işlere itildiler; erkekler ise büyüyen yönetici sınıfın kademelerini doldurdular. bu uçurum büyürken, piyasadan zenginleşen birçok nüfuz sahibi erkek, hayatta kalmaya çalışan emekçi kadınları sömürmeye başladı:

“shenzhen, hong kong işadamlarının ‘ikinci eş’ tuttuğu gece kulüplerinde ‘üç eşlikçi metresle’ (三陪⼩姐) geçirilen özel odaların bulunduğu, berber dükkânlarının ucuz genelev gibi çalıştığı bir yer olarak meşhurdu… 1980’lerin sonundan 2000’lere kadar shenzhen’de yaygın kanaat şuydu: ‘erkeğin parası olunca bozulur; kadın bozulunca para kazanır.’”⁽³⁴⁾

son yıllarda, piyasa reformlarının en kötü devrine kıyasla dikkate değer iyileşmeler vardır; bugün çinli kadınların kazancı erkeklerin yaklaşık %87’sine ulaşmıştır; bu, ingiltere’deki cinsiyet ücret farkına neredeyse denktir. bununla birlikte, demografik bunalım derinleştikçe, kadınların bazı hakları “ulusal bekâ” adına geriye götürülmektedir.

kasım 2023’te her beş yılda bir toplanan çkp ulusal kadın kongresi yeniden yapıldı. gündem sarih idi: kadınlar daha çok çocuk sahibi olmalı, kariyerlerine daha az odaklanmalıydı. xi’ye göre kadınlarda “geleneksel aile değerleri” için tazelenmiş bir şevk elzemdi: “kadınlar, geleneksel çin faziletlerini öne çıkarmada ve daha güçlü aile değerleri oluşturmada eşsiz rollerini oynamak üzere seferber edilmelidir.”⁽³⁵⁾ patriyarkanın toplumsal etkisini muhafaza etmekte “geleneksel çin değerleri”nin ehemmiyeti abartılamaz.

çkp’nin konfüçyüsçülüğü diriltmesi, eski radikal maoist kültür ve özgürleşen çinli kadın aleyhine olmuştur; partide geleneksel değerler ve toplumsal istikrar vurgusu artmıştır. xi’ye göre konfüçyüsçülük “çin halkını besleyen kültürel topraktır.”⁽³⁶⁾ 2014’te, çkp’nin “çin’in seçkin geleneksel kültürünün varisi ve hamisi” olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmiştir.⁽³⁷⁾ bu, mao’nun “dört eski” (eski örf eski kültür, eski alışkanlık, eski fikir) ile savaşından çok uzaktır. konfüçyüsçülük, “en ‘asil’ kadının dahi en yoksul erkeğin altında olduğu” bir hiyerarşiyi kutsamış; kız çocuklarının ayaklarının kasten kırılıp bağlandığı—güzellik ve statü alameti—o meşum bağlama geleneğini meşrulaştırmıştı. xi’nin övdüğü bu kültürde “faziletli kadınlar”, iffetine en ziyade titizlik gösterenlerdi; nişanlısı evlilikten önce cinsellik talep ettiğinde reddettiği için nişanlısı tarafından öldürülen ssu hsien örneği meşhurdur.⁽³⁸⁾

bugün konfüçyüsçülüğün bu gerici dönüşü, ayak bağlama yahut alenen köleleştirme gibi aşırılıkları savunmasa da, kadınları baskılamaya ve susturmaya devam etmektedir. kasım 2021’de ünlü tenisçi peng shuai, eski başbakan yardımcısı zhang gaoli’yi cinsel saldırıyla suçladı. weibo’daki gönderisi yirmi dakika içinde kaldırıldı; şubat’ta ise “yanlış anlama” olduğunu söyleyip kısa süre sonra sporu bırakacağını açıkladı. ne kadar “münasip” bir netice!

çkp’de kadınlar kayda değer hiçbir mevkide değildir. çin tarihinde tek bir kadın bile, ülkenin en yüksek karar organı olan siyasî büronun daimî komitesinde yer almamıştır. daha alt düzeydeki 24 üyeli siyasî büroda geçmişte az sayıda üst düzey kadın bulunmuşsa da, 2022’de bu kurul bütünüyle erkeklerden oluşmuştur. en alt kademeden itibaren parti üyelerinin ancak üçte biri kadındır; merdiven çıkıldıkça bu oran daha da düşer. bir parti, nüfusun yarısını göz ardı ederken işçi sınıfını temsil ettiğini nasıl iddia edebilir? tarihî olarak çkp, esas tabanını oluşturan erkek köylüleri yabancılaştırmamak için kadınların kurtuluşunu sınırlı tuttu. günümüzde ise kadın özgürleşmesindeki durgunluğun başlıca sebebi, patriyarkal millî şovenizm etrafında dönen muhafazakâr bir parti-devletin ilgisizliğidir. çözülmeyi bekleyen sayısız kadın meselesi vardır: ücret uçurumu bir yana cinsiyete dayalı seçici kürtajlar dünyanın en yüksek erkek-kadın oranlarından birini doğurmuştur.⁽³⁹⁾ çinli ailelerin yaklaşık üçte birinde aile içi şiddet görülür;⁽⁴⁰⁾ burjuva kadınlık kalıpları yalnızca varlığını sürdürmekle kalmaz, serpilip gelişir. yeni veriler çinli kadınlar arasında yeme bozukluklarının batı’daki seviyelere ulaştığını gösteriyor.⁽⁴¹⁾ sözüm ona yetmiş yıllık “devrimci komünist” önderliğin ardından dahi patriyarka, çin toplumunun bağrında eskisi kadar mühimdir.

yaklaşan bir bunalım mı?

batı’yı süreğen bir çöküş hâlinde, çin’in yükselişini ise tabiatın kaçınılmaz bir kuvveti gibi görmek revaçtadır; fakat bu, çin sisteminde şimdiden beliren çatlakları gözden kaçırır. en hassas yer gençliktir: diplomaları ve nitelikleri bol olmasına rağmen işsizlik nispeten yüksektir. buna, özel müteahhitlerin çöktüğü, piyasa güveninin sarsıldığı bir konut krizi eşlik etmiştir. yine de çin ekonomisinin bütünüyle çökeceğine dair tahminler abartılıdır; gençlik ve konut meselelerinde devlet, iyi bir sosyal demokrat hükümetin yapacağı gibi, kanamayı durdurmak için fiilî adımlar atmaktadır. meselâ konut alanında özel geliştiricilerin bıraktığı boşluğu doldurmak üzere devletin artan iştiraki fayda sağlamış,⁽⁴²⁾ üniversite mezunlarına iş bulmayı hedefleyen yeni bir program da genç işsizliği rekor düzeylerden aşağı çekmiştir.

bütün bunların altında ise daha büyük bir mesele belirir: çin proletaryasının temel yabancılaşması. sermaye altında çalışan çinli işçiler, emeklerinin ürününden üretim fiiline kadar dünyanın başka yerlerindeki işçilerin yaşadığı bütün yabancılaşma biçimleriyle yüz yüzedir; büyüyen eşitsizlikle birleşen bu hâl, kitleler içinde kaynayan bir hoşnutsuzluğu beslemektedir. bu hoşnutsuzluk, çkp açısından sansürü en güç olan muhalefet şekillerinden biri olduğu için çoğu kez maoist dışavurumculuk olarak kendini gösterir; “kızıl şarkılar” söylemek yahut maoist sloganları yaymak, çin devleti bakımından üstü kapalı bir meydan okuma olduğu kadar, deng sonrası dönemin muhafazakâr milliyetçiliği ve bireyci tüketimciliği karşısında işçi kültürünün çözülmesine duyulan öfkenin de ifadesidir.⁽⁴³⁾⁽⁴⁴⁾

liberal demokrasiler özgürlük dilini işçilerin şuurunu bulandırmak için nasıl bir silâha dönüştürüyorlarsa çin devleti de marksizmi ve sosyalist kurtuluş söylemini, kendi devletine ve piyasalarına meşruiyet sağlamak için seferber eder. ne var ki, liberal demokrasilerde olduğu gibi, bu da devletin diliyle devleti vurmak için eşsiz imkânlar doğurur: iktidar ideologlarının riyakârlığını ve kofluğunu ifşa etmek için. çin’deki maoist uyanışın işlevi budur; taraftarlarının sandığından çok daha az muhalif ve devrimci olsa bile. çinli işçiler derhal bir “sol dönüş”, üretimin toplumsallaştırılması ve enternasyonalizme dönüş için bastırmalıdır. batı kapitalizmi zayıfladıkça, devrimci enternasyonalizmin genişlemesi için daha çok fırsat doğuyor; çin çok sevdiği “uluslararası hukuk temelli nizam” ve “ulusal kendi kaderini tayin” adına uluslararası sınıf mücadelesini görmezden gelmeye devam ederse, yalnızca kendi çıkarını gözeten burjuva–reformist bir devlet olarak gittikçe daha çok teşhir olacaktır. şimdilik uluslararası iyi niyet yetersiz dış hamlelerini örtebiliyor (sosyal medyada, bir çin vogue kapağının güya filistin yanlısı bir mesaj diye dolaşıma sokulması⁽⁴⁵⁾ yahut ‘çin’ uçaklarının gazze’ye yardım attığını iddia eden sahte bir video⁽⁴⁶⁾ gibi hadiseler bunu gösterir); fakat bu iyi niyet devleti ancak bir yere kadar korur.

kısacası, 1990’ların, 2000’lerin ve 2010’ların azgın neoliberalizmi ve kemer sıkmaları bağlamında çin dünya çapında müspet bir kuvvet sayılabilirse de, sınıf düzeyi yükselip yeni toplumsal hareketler işçi sınıfının kudretini yeniden teyit ettikçe, çin’in, uluslararası komünist devrim hareketini ileri itmek yerine eski dünyanın arkasına düşme riski vardır.

çkp bir işçi partisi midir? çin müsbet bir kuvvet midir?

görüldüğü gibi, çkp kesinlikle kadın işçilerin partisi değildir. peki, yine de (reformcu ve milliyetçi de olsa) çinli erkek işçi sınıfının “deforme” bir partisi sayılabilir mi?

bütün komünist partiler iktidara geldiklerinde keskin bir yön değişikliğiyle yüzleşir. devrimden önce parti demografisinin bazı tezahürleri kendiliğinden kabul edilir; en barizi, herkesin davaya hem fikren hem maddeten bağlı olduğudur. partinin toplumda büyük kudret sahibi olduğu bir durumda ise iş değişir; insanlar her türden şahsî saikle partiye yönelir. hakikaten devrimci işçi partilerinde bu parti ayrıcalıklarını sınırlayarak, yetkiyi mümkün mertebe bürokrasiden uzaklaştırarak ve özetle örgütsüz proletaryayı parti görevlilerine yaklaştırıp ikisi arasındaki ayrımı incelterek bertaraf edilebilir. reformcu “işçi partileri”nde ise ayrıcalık boldur; beraberinde suiistimal ve partinin, temsil ettiğini iddia ettiği işçi kitlelerinin üzerine yükselmesi gelir. bu, britanya’daki i̇şçi partisi için ne kadar doğruysa çkp için de o kadar doğrudur.

dünyanın en zengin kapitalistlerinden birkaçı çkp’de üst makamlar işgal eder. meselâ dünyanın 147’nci zengini ve “dünyanın en zengin çiftçisi” diye anılan qin yinglin, yalnızca çkp üyesi değil aynı zamanda millî halk kongresi’nde partinin seçilmiş delegesidir.⁽⁴⁷⁾ yinglin, günümüz mhk’sinde yer alan yirmi dolayındaki seçkin kapitalistten biridir. reformcular, xi jinping göreve geldiğinde bu sayının aşağı yukarı iki katı olduğunu bugün daha az olduğunu derhâl hatırlatacaklardır.⁽⁴⁸⁾ nitekim 2012’de çin millî halk kongresi’ndeki en zengin 70 milletvekilinin serveti, abd kongresi’nin, yüksek mahkeme’nin ve abd başkanının tüm üyelerinin toplam servetinin on iki katıydı.⁽⁴⁹⁾ xi’nin “ortak refah” programı çerçevesinde sermayenin nüfuzunu azaltıp servet eşitsizliğine odaklanma yönünde teşebbüsler olduğu muhakkaktır. peki bu, iş ciddiye bindiğinde çkp’nin hâlâ marksist bir parti olduğunu kanıtlar mı?

bir de şu söylenir: dünyanın en büyük komünist partisi “sırf marksist taklidi” mi yapıyor? yüz milyonlarca çinli komünistten ziyade, iddia sahibi bir batılının mı hakikatten anladığına inanmamız isteniyor?

bu itiraz —ki pek çok kimse bu satırlara gelmeden yorumları bu sözlerle dolduracaktır— baştan beri söylediğimi yanlış anlıyor. çkp’nin “kötü ve hâin” diye damgalanması gerektiğini değil; pek çokları gibi, marksizmi burjuva milliyetçiliğin cazibesince sulandırılmış bir reform projesi olduğunu söylüyorum. xi’nin “ortak refah”ı —40 kapitalist yerine 20 kapitalist vekil— “gerçek” marksizmin kanıtıysa, aynı zamanda ihânete uğramış bir devrimin de kanıtıdır.

küresel güney’de sosyal demokrat, milliyetçi projeler doğduğunda, devrimci sol bunları umumiyetle destekler; devleti gerici saldırılara karşı savunurken hareketi daha ileriye itmek için durmadan bastırır. solun pek azı böyle devletleri “fiilen mevcut sosyalizm” diye övgülere boğar; daha da azı onları “kızıl faşist (abartılı bir tanım)” ihanet sayar. meksika’daki morena’yı düşünün: tarihsel olarak ilerici bir kuvvet —ama esaslı noktalarda reformcu ve milliyetçi. sol onu savunur; fakat mücadeleyi yükseltmek gerektiğinin de farkındadır.

bu makalenin nihayetinde söylediği şudur: aynı yaklaşımı çin devletine de genişletelim. çin özellikli sosyalizmle geleneksel sosyal demokrat sol milliyetçilik arasında maddî farklar vardır (tarihsel bakımdan çoğu durumda birincisi üstündür); fakat uluslararası solun her ikisine yaklaşımı benzerdir: ne birini sırf reaksiyona indirgemek, ne de kendini işçi sınıfı diktatörlüğü hayaline kaptırmak.

peki, ortodoks marksist bir yerden, her toplum egemen sınıfın diktatörlüğüyse, çin’de hangi sınıf egemendir? belli ki işçi sınıfı değildir; fakat klasik mânâda sırf burjuvazi de değildir. öyleyse çhc “deforme bir işçi devleti” midir? yoksa devlet kapitalizmi mi? bonapartizm mi? ehemmiyeti var mı? “deforme işçi devleti” olamaz; zira baştan beri bir işçi devleti olmamıştır. 1950’lerde en parlak anında üyelerin ancak %30’u işçiydi; bu oran, çin işçi sınıfı muazzam ölçüde büyürken bile düşmeye devam etti. “devlet kapitalizmi” pek indirgemeci kalır; çünkü bu, devletin şirketten ibaret oluşu dışında, neoliberal modelle çin varyantı arasında fark yokmuş gibi bir izlenim verir. etiketler içinde “bonapartizm” gerçeğe en yakın durur; yine de eksiktir. zira çin özellikli sosyalizmin ayırt edici vasfı otoriterlik yahut şahsiyet kültü değildir — bunlar son on yıllarda, batı medyasının ileri sürdüğünün aksine, gerilemiştir. bugünkü çhc’yi en isabetli ve veciz biçimde şöyle tarif edebiliriz: “reformizmin en yüksek merhalesini icra eden yükseltilmiş bir köylü devleti.” çkp tarihî olarak köylülerin partisidir ve hâlen partide büyük bir blok oluştururlar (%30); fakat bu sınıfı ülke çapında tasfiye eden süreç mülkiyeti giderek teknokratlara, münevverlere ve yönetici sınıfa devretmektedir. bu iki zümre —köylülerle yeni teknokratik sınıflar— hem proletaryadan hem burjuvaziden önemli surette ayrıdır; çin toplumunun ve idaresinin karakteri de bu özgün sınıf bileşimini yansıtır. i̇şte bu yüzden çhc aynı anda hem pek ilerici hem pek geri görünebilmektedir.

bu yapının içinde devrimci bir imkân baki-dir: çin toplumunun kendilik bilinci —çkp tarafından kabul edilebilir, reformcu kanallara sevk edilse bile— uygun şartlarda hızla başka istikametlere akabilir. ama aynı zamanda devleti ve müstahdemlerini sevk ve idare eden millî şovenizm, durmadan reaksiyonu ve irticayı teşvik eder. başka deyişle, çkp’nin bugün “denge”lediği çelişkiler, yüzeyin altında sürekli üstünlük için didişmektedir. böylece çin, ya sosyalizmin en büyük başarısı ya da klişe bir “kızıl faşizm”e regresyon ihtimalleri arasında salınmaktadır. şimdilik ikisine de bütünüyle ait değildir.

sonuç

burjuvaziyi sözde bir işçi hükümetine dahil etmek gerektiğine inanmıyorum. 80’ler ve 90’larda piyasa güçlerinin bu kadar ölçüsüz biçimde geri getirilmesi yahut atölye cehennemlerinin çin’in kalkınması için “zorunlu” olduğuna da inanmıyorum. fakat çkp’nin 80’lerden 2010’lara kadar son derece hasmane bir küresel iklime karşı iktisadî esneklik göstermesi —yanlış bulsam dahi— marksistçe meşru bir pozisyon sayılabilir.

marksist açıdan temelden gayrimeşru olan, çhc’nin millî şovenizmidir. çünkü bu, çkp’nin dünya devrimi için “zaman kazanmadığını”, uluslararası sınıf mücadelesinin dostu olmadığını ele verir: en iyi ihtimalle yanı başındaki devrimcilere soğuk bir kayıtsızlık en kötü ihtimalle onları mahkûm eden ve “kanun ve nizam” adına burjuva devletlere yardım eden bir çizgi… myanmar iç savaşı buna misaldir: çkp, gerici cunta karşısında sosyalist devrimcilere yardım etmek yerine “ulusal kendi kaderini tayin” vaazını verir; fiilî müdahalesi ise, ülkeyi boydan boya geçen petrol ve gaz boru hattını korumak üzere paralı askerler tutmaktır.⁽⁵⁰⁾ bu, devrimci bir işçi devletinin hâli değildir.

nasıl ki batı’daki sosyal demokrat partiler bugün kapitalizmin süsüne, en büyük müdafaasına dönüştüyse, güneydoğu asya’daki “komünist” devletler de öyledir. sisteme emilip onun istikrar ve devamından, devrimci çalkantının “kaosu”ndan daha çok fayda görür hâle gelmişlerdir. i̇şte bu yüzden, çin’e karşı şoven davullara asla katılmayacağımız gibi, bin çin hayalleri göreceğimiz de yok. biz devrimci, enternasyonalist komünistleriz ve her zaman çok daha fazlasını talep edeceğiz.

orijinal metin: https://fightforafuture.substack.com/p/china-red-fascism-or-socialisms-greatest

çeviri: bartu yalçın 

1

xiaoping, d., 1987. deng xiaoping: we shall draw on historical experience and guard against wrong tendencies [online]. marxists.org. available from: https://www.marxists.org/reference/archive/deng-xiaoping/1987/120.htm

2

watkins, s., 2019. america vs china. new left review, 115.

3

this can also be described as a laotian and vietnamese phenomenon, however both countries also have their own distinct nuances which makes lumping them in with china somewhat reductive. there is also the question of yugoslavia, but here the differences are even greater.

4

xi jinping , 2019. xi jinping : the governance of china. [volume ii]. beijing, china: foreign languages press., pp.572

5

xiaoming, w. (2025). on civilisation and its barbarisms. new left review, 152, pp.51–66.

6

schoenhals, m. (1986). mao zedong: speeches at the 1957 ‘moscow conference.’ journal of communist studies, 2(2), 109–126. https://doi.org/10.1080/13523278608414805

7

marxists.org, 2025. the chinese people cannot be cowered by the atom bomb [online]. available from: https://www.marxists.org/reference/archive/mao/selected-works/volume-5/mswv5_40.htm?

8

john peter roberts, 2018. china: from permanent revolution to counter-revolution. wellred books., pp.217

9

david ernest apter and saich, t., 1994. revolutionary discourse in mao’s republic. harvard university press., pp.209

10

john peter roberts, 2018. china: from permanent revolution to counter-revolution. wellred books., pp.228

11

ibid., pp.287

12

shuzi, p., 1952. the causes of the victory of the chinese communist party [online]. www.marxists.org. available from: https://www.marxists.org/archive/peng/1951/nov/causes.htm.

13

john peter roberts, 2018. china: from permanent revolution to counter-revolution. wellred books., pp.275

14

ibid., pp.287

15

franceschini, i. and sorace, c., 2022. proletarian china. verso books., pp.522

16

yao jiachen 姚佳谶 . 2019. ‘ 从北京警察到六四抗暴者[from a cop in beijing to a 1989 protester].’ 端传媒[initium media], 3 june. available online at: theinitium. com/article/20190603 hongkong-6430-hongkong-sun-li-yong.

17

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books., pp.521

18

Wu Renhua 吴仁华 . 2007. 天安门⾎腥清场内幕 [An Inside Look at the Bloody Repression on Tiananmen Square]. Available online at: http://www.bannedbook.org/resources/file/1786.

19

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books., pp.523

20

Gao, J, 2023. ‘Going to Yan’an: The Making of China’s New Ruling Class’, Critical Asian Studies, 55(4), pp. 555–574.

21

Andreas, J., 2002. Battling over political and cultural power during the Chinese Cultural Revolution. Theory and Society 31, 463–519.

22

Ibid.

23

Ibid., pp.482

24

Timesofisrael.com, 2022. Israeli, Chinese Leaders Exchange Congratulation Letters to Mark 30 Years of Ties [Online]. Available from: https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/israeli-chinese-leaders-exchange-congratulation-letters-to-mark-30-years-of-ties/

25

Efron, S., Schatz, H.J., Chan, A., Haskel, E., Morris, L.J. and Scobell, A., 2019. The Evolving Israel-China Relationship [Online]. Santa Monica: Rand Corporation., Preface, Available from: https://www.rand.org/pubs/research_reports/RR2641.html.

26

Ibid., pp.16

27

Ibid., pp.15

28

Ibid., pp.31

29

Ibid., pp.25

30

Ibid., pp.25

31

Beltran, M., 2021. What Do Filipino Maoists Think of China Now? [Online]. thediplomat.com. Available from: https://thediplomat.com/2021/07/what-do-filipino-maoists-think-of-china-now/.

32

Pun Ngai. 2005. Made in China: Women Factory Workers in a Global Workplace. Durham, NC: Duke University Press., pp.184.

33

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.396

34

Franceschini, I. and Sorace, C., 2022. Proletarian China. Verso Books.

35

王晗, 2023. Xi Calls for Fully Leveraging the Strength of Women [Online]. Chinadaily.com.cn. Available from: https://www.chinadaily.com.cn/a/202310/31/WS653fd8c4a31090682a5eb84c.html.

36

The Economist, 2021. How Did Confucianism Win Back the Chinese Communist Party? [Online]. The Economist. Available from: https://www.economist.com/the-economist-explains/2021/06/23/how-did-confucianism-win-back-the-chinese-communist-party.

37

徐娉婷, 2015. Xi Cites Confucius as Positive Example for Modern Nation – Culture – Chinadaily.com.cn [Online]. Chinadaily.com.cn. Available from: https://www.chinadaily.com.cn/culture/2014-09/25/content_18658579.htm? [Accessed 21 May 2025].

38

Sung, M.H., 1981. The Chinese Liehnü Tradition [Online]. Historical Reflections / Réflexions Historiques, 8(3), pp.63–74. JSTOR. Available from: https://doi.org/10.2307/41298760.

39

John Peter Roberts, 2018. China: From Permanent Revolution to Counter-Revolution. Wellred Books., pp.397

40

Zhitao, W., 2023. Be Wary of ‘Invisible’ Domestic Violence. Identify It First before you can Fight back! [Online]. All China Women’s Federation. Available from: https://wenji.64365.com/122328/.

41

Tong, J., Miao, S., Wang, J., Yang, F., Lai, H., Zhang, C., Zhang, Y. and Hsu, L.K.G., 2014. A two-stage epidemiologic study on prevalence of eating disorders in female university students in Wuhan, China [Online]. Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology, 49(3), pp.499–505. Available from: https://doi.org/10.1007/s00127-013-0694-y.

42

Hale, T., 2025. How the State Is Propping up China’s Housing Market [Online]. Ft.com. Financial Times. Available from: https://ig.ft.com/china-property-crisis/.

43

Wang Qingmin, 2021. China idol: Mao Zedong Makes a Comeback among Chinese Youth [Online]. ThinkChina – Big Reads, Opinions & Columns on China. Think China. Available from: https://www.thinkchina.sg/society/china-idol-mao-zedong-makes-comeback-among-chinese-youth.

44

Javed, J. and Ding, I., 2023. Why Maoism Still Resonates in China Today [Online]. Good Authority. Available from: https://goodauthority.org/news/why-maoism-still-resonates-in-china-today/

45

Madhusoodan, K., 2024. Fact Check: Old Vogue Photoshoot Falsely Shared as China’s Pro-Palestine Statement for Paris 2024 Olympics [Online]. Newschecker.in. Newschecker. Available from: https://newschecker.in/fact-check/old-vogue-photoshoot-falsely-shared-as-chinas-pro-palestine-statement-for-paris-2024-olympics

46

Marchant, C., 2025. Truth or Fake – No, China Did Not Violate Israel’s Aid Blockade [Online]. France 24. FRANCE 24. Available from: https://www.france24.com/en/tv-shows/truth-or-fake/20250519-no-china-did-not-violate-israel-s-aid-blockade

47

news.cgtn.com, 2019. Who Runs China? [Online]. CGTN. Available from: https://news.cgtn.com/event/2019/whorunschina/index.html.

48

Yu, S., 2022. Corporate China Shut out of Xi Jinping’s Party Congress [Online]. @FinancialTimes. Financial Times. Available from: https://www.ft.com/content/c6ea87de-8b25-43b3-bf9a-f59c1bd1e040?segmentID=cfc7b7ff-5895-bae2-6b13-84a112792b55

49

Luqiu, L.R. and Liu, C. (2018) ‘A “NEW SOCIAL CLASS” OR OLD FRIENDS? A STUDY OF PRIVATE ENTREPRENEURS IN THE NATIONAL PEOPLE’S CONGRESS OF CHINA’, Journal of East Asian Studies, 18(3), pp. 389–400.

50

The Economist, 2025. China Calls the Shots in Myanmar’s Civil War [Online]. The Economist. Available from: https://www.economist.com/interactive/asia/2025/05/30/china-calls-the-shots-in-myanmars-civil-war

Yorum bırakın

Popüler