necip fazıl kısakürek: dindar ve kindar
kerem yakut.
akp, 2002’den beri süren iktidarıyla türkiye’nin son yıllarına damga vuran bir parti. türkiye, bu yıllarda çok önemli dönüşümler geçirdi. bu yazı dizisinde bu dönüşümlerin mantığını kavramak için akp zihniyetini şekillendiren entelektüel isimlerin fikirlerini inceleyeceğiz. bu incelemede amacımız asla bir kronoloji sunmak değil, adeta bir zihniyet arkeolojisi yapmak. bu yazı dizisi boyunca üzerinde duracağımız isimler, siyasi yelpazenin tek bir kanadından olmayacak, bu sayede otoriter eğilimlerin siyasi yelpazenin farklı kanatlarında da kendine yer bulduğunu gözlemleyebileceğiz.
necip fazıl etkisi
“değirmene su taşıyanlar” serisinde ele alınacak ilk isim necip fazıl kısakürek. necip fazıl, akp elitleri açısından çok büyük bir öneme sahip. bugün türkiye’de siyasal islamcılar tarafından kullanılan birçok fikir üretmiş, türk siyasal islamcılığının baş ideoloğu olmasının yanında türk-islam sentezi fikrine yakınlığıyla tanınmaktadır. necip fazıl, bir dönem millî görüş hareketine yakın olmuş, ömrünün son yıllarında ise mhp ile yakın bir ilişki kurmuştur. bu yönüyle, cumhur ittifakı’nın da bir tür fikir babası sayılabilir. akp iktidarı, 2014 yılından itibaren “necip fazıl ödülleri” veriyor, 2023 seçimlerinde akp milletvekili olan yücel arzen, bu ödül törenleri için necip fazıl’ın şiirlerini bestelemesiyle tanınan bir isimdi. başta erdoğan olmak üzere birçok akp’li ismin necip fazıl’ın konferanslarını takip ettiklerini, hatta bir kısmının “üstad” olarak andıkları necip fazıl’la tanıştıklarını biliyoruz. bir örnek vermek gerekirse, 1975 yılında necip fazıl için mttb’nin (millî türk talebe birliği) düzenlediği etkinlikte, kısakürek’i takdim eden kişi, o zaman 21 yaşında bir genç olan recep tayyip erdoğan olmuştur. kendisi bu anısını şöyle anlatıyor:
“takdimi yapacak, şiirlerinden şöyle bir demet sunacak gençler aranıyor. iki arkadaş seçildik ve diğer arkadaşım çok uzun bir methiye sunmuştu, 4 a4 sayfası, ben de kısa bir ifadeyle ‘bizi 4 kıta, 7 iklim hakim kılan ruhun mimarı’ diye üstadı takdim etmiştim. zaten daha fazla dinlemedi, ondan sonra ‘beni bu genç takdim etsin’ dedi. şiirlere geldik, şiirlerde de zindandan mehmet’e mektubu fakire emretti, onu da biz okuduk. muhteşem bir geceydi, unutulmaz bir geceydi. o zaman gecelerimizin heyecanı, coşkusu çok çok farklıydı. milli türk talebi birliği’nin konferans salonu veyahut da şu anda lütfi kırdar diye bildiğimiz yer o zaman istanbul’un tek kapalı spor salonuydu oralar bizim toplantı merkezlerimizdi, gerçekten tıklım tıklım oraları doldururcasına gecelerimizi yapardık ve geleceğe yönelik bütün heyecanımızı, aşkımızı oralarda tazelerdik.” (aa,2013)
akp’de siyaset yapan birçok isim necip fazıl’ın takipçisi olmuştur. kayseri’de okul arkadaşı olan hulusi akar ve abdullah gül’ün necip fazıl’ın verdiği bir konferansta çekilmiş fotoğrafları mevcut (t24, 2017). akp iktidarına yakınlığı ile bilinen a haber’in necip fazıl’ın hayatını konu alan belgeselinde necip fazıl’ın “milletin adamlarına rehberlik ettiği” vurgulanırken belgeselin sonunda akp iktidarının necip fazıl’la olan bağını belirtmesi boşuna değildir (a haber, 2025). bu yazıda onun dine, tarihe ve siyasete yaklaşımını ele alacağız.
dine bakışı: kinin dini
necip fazıl, 1904 yılında çemberlitaş’taki bir konakta dünyaya gelir. baba tarafı bir hayli varlıklı ve itibar sahibidir. öyle ki dönemin halep valisi salim paşa’nın kızı ile evlenen ve istanbul cinayet mahkemesi ve istinaf reisliği görevlerine yükselen büyükbabası mehmet hilmi efendi; mecelle’yi kaleme alan heyetin bir üyesi, ıı. abdülhamid’e yönelik yıldız camii suikasti teşebbüsü sanıklarını yargılayan bir kişidir. kendisine fransızlar tarafından “legion d’honneur” nişanı verilmiştir (şahin & çetin,2010). necip fazıl, “kafa kağıdı” isimli otobiyografisinde büyükbabasının emekli maaşının aylık yüz altın olduğunu ve o dönemde aylık on beş- yirmi altının orta geliri gösterdiğini söyler (kısakürek,2020). necip fazıl, çocukluğunu işte böyle bir ortamda geçirmiştir. ancak o, bütün bu zenginlik ortamında pek de rahat değildir, vehimlerden şikayetçidir. örneğin bariz bir şekilde çocukluk hislerinden izler taşıyan, henüz 24 yaşında iken kaleme aldığı “bir yalnızlık gecesinin vehimleri” adlı hikâyesinde konakta “esrarlı ellerin açıp kapadığı kapılar”dan ve “cinlerin ayak sesleri”nden bahseder (kısakürek, 2019, s.8). necip fazıl’ın erken dönem şiirlerinde de metafizik arayış teması çok dikkat çekicidir. daha 1923 yılında kaleme aldığı “allah” isimli bir şiiri bile vardır. belki de bu durum, onun küçüklüğünden itibaren mistisizme bir eğiliminin olduğunun göstergesidir. bahriye mektebi’nde okurken edebiyat öğretmeni ibrahim aşki bey’in kendisine verdiği kitaplar ile tasavvufla tanışır. ancak kaderini değiştirecek esas karşılaşma 1934 yılında gerçekleşecek ve sonrasında abdülhakim arvasi’nin müridi olacaktır. necip fazıl, 1934 yılından önce tam anlamıyla bir bohem hayatı sürdürmüştür. 1924 yılında darülfünun’da okuduğu dönemde maarif vekaleti (milli eğitim bakanlığı) tarafından yapılan sınavdaki başarısı sebebiyle paris’te sorbonne’da okumaya hak kazanmış, felsefe bölümüne kaydolmuştur. ancak paris’te edindiği kumar alışkanlığı sebebiyle oradaki eğitimini tamamlayamamış; varını yoğunu pokerde tüketen necip fazıl, kendi ifadeleriyle “bütün bir mevsim paris’te gündüz ışığı görme[miştir]” zira “gün doğarken yatıyor, gecenin başlangıcında da hafakanlarla yatağından fırlayıp kulübe koşuyordur”. (şahin &çetin, 2010, s.35). kumar bağımlılığından dolayı zar zor istanbul’a dönebilmiş, yol için kendisine verilen parayı da kumarda tüketmiştir. türkiye’ye döndüğünde de bohem hayatını sürdürür. “bâbıâli” isimli kitabında özellikle hayatının bu sürecine değinen necip fazıl; fikret adil, peyami safa, ibrahim çallı gibi o dönemdeki yakın arkadaşlarının “beyza hanımefendi” adıyla andıkları kokaine çok düşkün olduklarını belirtir (kısakürek, 2017).
bohem hayatı, necip fazıl’ın şiirlerini de etkiler. hz. isa’nın körlerin gözünü açtıran ellerinikadın bacaklarıyla karşılaştırdığı “kadın bacakları” ya da yine bir kadının hayali karşısındaki durumunu, şehvet duygusunu, ağır bir dille betimlediği “hayal” şiirleri bazı örneklerdir. aynı yıllarda, necip fazıl tüm bu dağılmışlık hissinin etkisiyle kendini boşlukta hissetmektedir. bu onda entelektüel bir krize de neden olur. parasızlık, dağılmışlık hissi ve anlam arayışı şiirlerine yansır. “kaldırımlar” şiiri bohem hayatının bir ürünüdür örneğin. tanınırlığı giderek artmaktadır.
ancak 1934’te abdülhakim arvasi ile tanışınca hayatında bir dönüşüm gerçekleşir. tam otuz yaşındadır:
“tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum;
gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum…”
(kısakürek, 2019, s.35)
necip fazıl’ın mürit olması, ona bir anlamda hayat amacı verse de kumar alışkanlığı devam edecektir. necip fazıl’ın dindarlığı onu bireysel olarak dinginleştiren ya da dizginleyen birfenomen olmayacak, tam tersine dindarlık ile kindarlığı birleştirecek, ideolojisi için dini bir aparat gibi kullanacaktır. mustafa kemal’in “gençliğe hitabesi”ne alternatif olarak kaleme aldığı “gençliğe hitabe”sinde şu ifadeler geçer:
“dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik…”
yine bir şiirinde şunları söyler:
“razı mısın olmasın kaşı gözü simanın
hiçbir değeri yoktur, öfkesi yok imanın!”
(şahin & çetin,2010, s.146)
necip fazıl, allah’ın “müntakim” (intikam alıcı) sıfatını özellikle vurgular. davasını allah’ın intikamını almak üzerine kurar. öyle ki aksiyon kavramının altını çizen necip fazıl’a göre en büyük aksiyon, allah’ındır (kısakürek, 2025). akp devrinde kullanılacak olan “dindar ve kindar” nesil isteğinin kökü, böylece necip fazıl’a dayanmaktadır. müritliğinden sonra necip fazıl, kendini dinlettirme konusundaki ustalığı, retorik becerisiyle, muhafazakâr çevrelerde “üstad” olarak anılmaya başlar.
necip fazıl’ın din anlayışında ise sadece tek bir doğru kabul edilmekte, diğer tüm yorumlar batıl-sapkın ilan edilmektedir. “doğru yolun sapık kolları” kitabı, bu ideolojiyi açıklar. şsair, özel hayatında dini kurallara pek riayet etmezken birçok dindar kişiyi de eleştirmekte bir mahzur görmemiştir. örneğin mehmet âkif ersoy için “islam şairi farzettikleri zâta acımak lazımdır” ifadesini kullanmaktadır (kısakürek, 2017, s.42). bunun en temel sebebi, muhafazakar camiadaki “üstat” konumunu korumak olabilir. yakın arkadaşı kadir mısıroğlu’na göre ise, “necip fazıl ahlaken müslüman değildir.” tebliğ ettiği çok sert bir din anlayışı, özel hayatının tam zıttıdır. taha akyol (2014) necip fazıl’ın yalısını şöyle anlatmaktadır bir köşe yazısında:
“bahçede, havuz başında yunan tarzı bir kadın heykeli… tam alafranga bir ziyafet masası; sağda bıçak, solda çatal, rulo halinde peçeteler, ortada çiçek… beyaz ceketli, beyaz kelebek kravat ve beyaz eldivenli garsonlar… ve lüks bir kâğıda basılı mönü…
gümüş olduğunu zannettiğim kâselerde su ve birkaç gül yaprağı…
hayatımda ilk defa böyle şeyleri görüyordum, hatta kâsedeki suyu ve gül parçalarını komposto sanmıştım, meğer parmakları yıkamak içinmiş.
yemekte her şeyi herkesten sonra yapıyordum; böyle alafranga usulde yanlış yapmamak için.”
siyaset kısmında daha detaylı ele alacağımız gibi necip fazıl’ın din anlayışında tahammüle asla yer yoktur. islam totaliter bir şekilde ele alınmıştır. o, nefret ve kindarlığı baz alan bir din yorumu geliştirmiş, tasavvufu da bu şekilde yorumlamış, siyasi davasını dine başvurarak meşrulaştırmış ve muhafazakâr camiayı geri dönülmez bir şekilde etkilemiştir.
tarih: hamaset ve mağduriyet yığını
necip fazıl, tarih bilimini davası için kullanaktan çekinmez. kitaplarında ideolojisini meşrulaştırmak için belge uydurmaktan çekinmeyen necip fazıl, tarihteki kişileri ya kahramanlaştırır ya da çok sert bir dille eleştirir. gençliğe hitabesi’nde tarihi dört devreye ayırır ve türkiye’nin beşinci devrenin kapısında olduğunu söyler. bu devreler sırasıyla şöyledir:
1- “ilk iki buçuk asrının aşk, vecd ve hakimiyetle süsleyici” -osmanlı’nın başından kanuni devrine kadar
2- “üç asrını kaba softa ve ham yobaz içinde kenetleyici” -kanuni’den tanzimat’a kadar
3- “son bir asrını allah’ın kur’an’ında ‘belhüm adal’ dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı”- tanzimat’tan cumhuriyet’e kadar
4- “en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, türk’ü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici” -cumhuriyet devri
necip fazıl’ın tarih anlatısı analitik bir değerlendirmeye değil, hamasi bir söyleme dayanır. osmanlı imparatorluğu’nun ne için ve hangi şartlarda batılılaşmaya çalıştığını analiz etmeye yeltenmez. aynı şekilde bu bağlamda, birtakım gerçeklerin üstünü özellikle örter. ona göre, tarihte sahte kahramanlar vardır:
“bize kalan aziz borç asırlık zamanlardan;
tarihi temizlemek sahte kahramanlardan…”
(kısakürek, 2019, s.443)
sahte kahramanlar, modernleşme yanlılarıdır. kendi ifadesiyle “nesil nesil kahraman diye tanıtılan mustafa reşit paşalar, şinasîler, namık kemaller, ziya paşalar, hâmidler, mithat paşalar, daha kimler ve kimler (…) küçük idrakli, küçük esnaf tipleridir (kısakürek, 2012, s. 62). necip fazıl, sahte kahramanların karşısına mazlumları koyar. “tarih boyunca büyük mazlumlar” ve “son devrin din mazlumları” adında iki kitap yazan necip fazıl, yine tarih bilimin analitik ve objektif yaklaşımını zorlayarak, kimi zaman komplo teorileriyle kimi zaman mistik ve kanıtlamayacak olayları örnek göstererek seçtiği “mazlumları” aklamaya çalışır. ona göre; 33 yıl hükümdarlık süren ıı. abdülhamid, milli mücadele yıllarında ingiliz çıkarlarını savunmuş iskilipli atıf gibi isimler masum ve mazlumdur. bu isimlerin, siyasal islam açısından önemi bariz bir şekilde ortadadır.
necip fazıl’ın tarih kurgusunda özellikle bir ismin yüceltilmesi çok kritiktir: ıı. abdülhamid. necip fazıl, ıı. abdülhamid övgüsünü siyasal islam literatürüne yerleştiren kişidir. zira meşrûtiyet döneminde birçok islamcı aydın, ıı. abdülhamid’i müstebit (diktatör) olarak tanımlıyor ve açıktan muhalefet yürütüyordu. ancak necip fazıl, ıı. abdülhamid’i “ulu hakan” diye niteler. bu durum, sebepsiz değildir. “ulu önder” olarak nitelenen atatürk’ün karşısına “ulu hakan” ismini taktığı ıı. abdülhamid’i yerleştirir.
necip fazıl’ın tarih anlatısındaki önemli bir başka nokta ise komplo teorileri ve buna bağlı olarak çeşitli grupları şeytanlaştırmaktır. bu gruplar; komünistler, yahudiler, dönmeler ve masonlardır. bu durum, sadece necip fazıl’a özgü değildir, milliyetçi muhafazakâr entelektüeller tarafından çokça sahiplenilen bir ideolojik pozisyondur. bu konunun örnekleri için ece karakuş’un (2014) kaleme almış olduğu referansta belirtilen teze bakılabilir. necip fazıl, bu düşmanlaştırmayı tarihi olayları değerlendirirken bolca kullanır. örneğin 31 mart vakası’nı masonların teşvik ettiğini iddia eder ama buna dair hiçbir kanıt sunmaz.
kısaca özetleyecek olursak, necip fazıl, tarihi bir meşruiyet aracı olarak kullanır. bu noktada komplo teorileri ve mazlumluk hikayeleri çok kritik bir rol oynamaktadır. mazlumluk psikolojisi estetize edilerek anlatılır. “sakarya türküsü”nde söylediği gibi:
“akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!”
(kısakürek, 2019, s.400)
siyaset: islami diktatörlük
necip fazıl’ın kafasındaki ideal devleti detaylıca anlattığı eseri, ideolocya örgüsü’dür. bu eserde totaliter bir devlet yapısını anlatır. bu yapının kök noktası onun islam anlayışıdır:
“islâmiyetten sonra, islâmiyet içi şarkın, her istikâmetle beraber garba bakışı, islâm dairesinin dışında ne varsa, binbir çeşidiyle küfür ve delâletten başka bir şey olmadığı ölçüsüne bağlıdır. bu mutlak ve tam (totaliter) görüştür, ve hak sahibinin tam hakkını mikyaslandırmaktadır(…) islâmiyet, insanoğlunun topyekûn vazife, memuriyet ve haklarını göstermiş, ruhta ve maddede bütün kemâl ölçülerini sımsıkı bir ideolocya örgüsü şeklinde tamamlanmış ezelî ve ebedî nizam” (kısakürek, 2012, s.29)
necip fazıl için kendi islam yorumu, her türlü ideolojinin iyi yanlarını toplamış, kötü yanlarını arındırmıştır. islam, onun için bir doktrindir. o yüzden sık sık liberalizm, sosyalizm gibi ideolojilerle islam’ı karşılaştırır:
“bugüne kadar insanoğlunun uzanabildiği ne kadar iktisadî ve içtimaî sistem varsa -ki islâm bunlardan hiçbiri değildir ve hiçbiriyle isimlenemez- hepsinin de iyi taraflarından tek mahsup halinde bütün kıymeti, aslı ve hakikati islâmdadır.”( s.129)
ancak bu yorumlar, bir hayli yüzeyseldir.
peki necip fazıl’a göre islami devlet/ başyücelik devleti nasıl işlemelidir?
necip fazıl’ın “ütopyası”nda devletin başında yüceler kurultayı’nın 5 yıllığına seçtiği ama tekrar seçilebilecek “başyüce” isminde bir başkan vardır. başyüce, merdan yanardağ’ın(2023) haklı tespitiyle adeta “islamcı bir führer”dir (s.88). yetkileri son derece geniş olmasına rağmen denetlenmesi neredeyse imkansızdır. bütün hükümet mekanizması onun adına iş görür ve “ ‘başyüce’nin bir emriyle hükûmet değişir.” (s.291) necip fazıl, başyücelik devletini meşrulaştırmak için yine islami bir terminoloji olan “ulülemr” kavramımdan yararlanır. başyüce kanuna aykırı emir veremese de her emri ayrı bir kanunu teşkil edecektir ve kanunun özellikle bir şey söylemediği noktada başyücenin emri kesinlikle yerine getirilir. başyücenin yüceler kurultayı ismindeki meclisi tarafından düşürülmesi mümkünse de, “en aşağı yüzde yetmişi bulması gereken bir ekseriyet” gereklidir. ancak başyüce, eğer yüceler kurultayındaki isimlerin “en aşağı yüzde kırk” oranında desteğini sağlarsa yüceler kurultayını yenileyebilir. dolayısıyla, başyücenin makamını terk etmesi bir hayli zorken, çok daha az bir destekle yüceler kurultayını yenileyebilir. yüceler kurultayındaki isimleri ise halk seçmez zira necip fazıl’ın devletinde hakimiyet halkın değil, hakk’ındır. necip fazıl’a göre bu şema sayesinde “nizamlı hürriyet”e ve “hür disiplin”e kavuşulacaktır.
başyücelik devletinde, yetkileri başyüce ile kıyaslandığında çok sınırlı olmakla beraber bir başvekil (başbakan) ve on bir vekil (bakan) vardır. necip fazıl, “hükümetin 11 dâvası” başlıklı bölümde doğrudan devletin totaliter yapısını belli eden maddeler sayar. birkaç maddeyi şöyle sıralayabiliriz: “ruh ve ahlâk dâvası, umumî irfan dâvası, bütün neşir(yayın) vasıtalarını murâkabe (denetleme) ve himaye dâvası, nüfusu çoğaltma, güzelleştirme ve sağlamlaştırma dâvası (s.297)”.
sadece dâvaların isimlerinden de anlaşılabileceği üzere, necip fazıl’ın “ütopya”sı, ürkütücü bir distopyadan ibarettir. devletin müdahale etmediği hiçbir alan yoktur. necip fazıl’ın ifadesiyle, “devlet ruhunun, ‘bu beni alâkandırmaz’ diyebileceği bir mevzu hayal edilemez (s.301).”
necip fazıl’ın anlattığı devlet düzeninde bilimden sanata, edebiyattan medyaya her şey kontrol altındadır, ona göre, gerçek özgürlük hakka esarettir.
necip fazıl kısakürek, ortaya koyduğu mirasla birçok islamcı entelektüelin önünü açmış, cumhuriyet dönemi islamcılığını vefatından sonra dahi etkilemeye devam etmiştir. onun dine, tarihe ve siyasete bakışını anlamak, bugünü kavramamızı kolaylaştıracaktır.
kaynakça
akyol, t. (2014, 5 kasım). necip fazıl ve türkeş. hürriyet.
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/necip-fazil-ve-turkes-27521401
“‘zindandan mehmet’e mektup’ şiirini okudu”. (2013, 24 eylül). anadolu ajansı.
“gençliğe hitabe”. (2023, 2 ağustos). youtube.
https://youtu.be/fom1zwf0df4
“hulusi akar, abdullah gül ve necip fazıl kısakürek aynı karede”. (2017, 29 nisan). t24.
https://t24.com.tr/haber/hulusi-akar-abdullah-gul-ve-necip-fazil-kisakurek-ayni-karede,404292
karakuş, e. (2014). nationalist conservatism and its enemies: communists, jews, donmehs and freemasons in büyük doğu, serdengeçti and sebilürreşad (yüksek lisans tezi). orta doğu teknik üniversitesi.
kısakürek, n. (2012). ideolocya örgüsü. büyük doğu yayınları.
kısakürek, n. (2017). bâbıâli. büyük doğu yayınları.
kısakürek, n. (2017). ihtilâl. büyük doğu yayınları.
kısakürek, n. (2019). çile. büyük doğu yayınları.
kısakürek, n. (2019). hikâyelerim. büyük doğu yayınları.
kısakürek, n. (2020). kafa kağıdı. büyük doğu yayınları.
kısakürek, n. (2025). imân ve aksiyon. büyük doğu yayınları.
“şairlerin sultanı ‘üstad necip fazıl kısakürek’ belgeseli”. (2025, 25 mayıs). youtube (a haber).
https://youtu.be/qz1qgaya2g8
şahin, m. n., & çetin, m. (eds.). (2010). necip fazıl kısakürek. kültür ve turizm bakanlığı yayınları.
yanardağ, m. (2023). islamo-faşizm. kırmızı kedi yayınevi.





Yorum bırakın