selen acar.
mormonizm’in ortaya çıkışı
1830 yılında joseph smith alışılagelmemiş bir argüman sundu ve isa’nın antik çağdan kalma ahitlerini bulduğunu, bu altın plakalarda yazılı olan ahitleri çevirdiğini iddia etti. buna ek olarak, tanrının kendisine “dünyevi bütün kiliselerin yoldan çıktığını ve eğer joseph smith yeterince inançlı olursa, kiliseyi restore etmekte etkili olacağını” söylediğini öne sürdü (rogers, 2023). smith’in bunlara benzer çok fazla iddiası bulunuyordu. bir meleğin onu ziyaret ettiğini ve bir nevi peygamber olduğunu söylüyordu. yozlaşmış kiliseleri restore edecek kişinin kendisi olduğunu vurguluyordu. üstelik, iddialarına göre, tanrı ile etkileşime girdiğinde daha sadece on dört yaşındaydı (the church of jesus christ of latter-day saints, n.d.).
1844 senesine geldiğimizde, joseph smith mormonların dertlerine odaklanabilmek adına başkan adayı olmaya karar verdi. kendisine düşman olan yerel aktörler ise şans eseri bile olsa smith’in kazanma ihtimaline karşı, onu durdurabiliyorken durdurmaları gerektiğine karar vermişlerdi. 27 haziran 1844’te, smith ve erkek kardeşi hyrum illinois çetesi tarafından öldürüldü. ancak bu mormonluğun sonu olmadı; çoğu mormon yeni liderleri brigham young’ın peşinden gitmeye başladı (rogers, 2023).
günümüze geldiğimizde de mormonluk konumunu koruyor. mormonların kilisesi olarak bilinen isa mesih’in son zaman azizler kilisesi’ne göre günümüzde 17.5 milyondan fazla üyeleri bulunuyor ve misyonerlik faaliyetlerine devam ediyorlar. 74000’den fazla tam zamanlı, 35000’den fazla da yarı zamanlı misyonerleri bulunuyor. mormonlar aktif olarak farklı ülkelere üyelerini göndererek fikirlerini yaymaya çalışıyor ve bir çeşit kültür emperyalizmi projesi yürütüyor. kültür emperyalizmi en geniş tanımıyla, bir ülkenin diğer ülkelere kültürel anlamda üstünlük kurması olarak tanımlanıyor (gudova, 2018). mormonizm de dünyanın her yanına misyonerlerini göndererek dinini yayma görevinin yanı sıra kültürünü de güzelliyor. mormonizm tıpkı diğer dinler gibi dini yükümlülükleri kültürü ile iç içe geçmiş bir inanış. bu misyonerlik faaliyetleri de böylece hem dini hem de sahip oldukları kültürü tüm kıtalara yayma aracı olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca misyonerlik faaliyetini yapmış olmak bir kişinin hem kilisedeki konumunu hem de sosyal hayattaki statüsünü belirliyor. kutsal olarak görülen evlilikler için de bir koşul olarak gözlemleniyor. ancak evlilik müessesesi yazının ilerleyen kısımlarında daha detaylı olarak tartışılacak. evliliğin yerinden ve konumundan bahsetmeden önce özellikle joseph smith’in “çok eşli” hayatından ve kadının konumlandırılışından bahsetmek gerekiyor.
çok eşlilik iddiaları üzerine
brian hales’in çalışmasına göre çok eşlilik doğrudan olarak joseph smith tarafından öğretilmiş ve onun talimatı üzerine yayılmıştır (2012). hales, çok eşlilik pratiğinin bir melek vahiyi sonucu ortaya çıktığını söyler. yine aynı çalışma joseph smith’in aslında bu pratiği uygulamak istemediğini ama mecbur kaldığını ifade eder ve bazı tanıkların da emir kılıçlı bir melek tarafından geldiği için tek çarenin bu emri uygulamak olduğunu vurgular (2012). ancak bu döneme dair yeterli kaynak bulunmaması net bir çıkarım yapmayı neredeyse imkansız hâle getiriyor. elde bulunan kaynaklar hep ikincil tanıklıklar ya da sonradan yazılmış anılar üzerine kurulu.
kaynaklardaki bu eksikler isa mesih’in son zaman azizler kilisesine kendini savunmak için alan tanıyor. örneğin hales; mormonluğun kurucusu joseph smith’in bu pratiği melek söylediği için yapmak zorunda kaldığını, bazı evliliklerinde ilişkiye girmediğini ve yalnızca sonsuzluğa ulaşmak adına bu evlilikleri yaptığını öne sürer. çünkü mormonluk inancına göre eğer bir çift tapınakta birbirlerine mühürlenirse (sealed) birliktelikleri ölümden sonraki hayatta da devam eder ve böylece ilişkileri sonsuzluğa taşınır (the church of jesus christ of latter-day saints, n.d.).
ancak brigham young gibi isimler erken öğretilerinde ölümden sonraki hayatta çok eşli olacaklarını, çok eşliliğinin göksel bir biçimde devam edeceğini ve hatta bir erkeğin ölümden sonra birden fazla mühürlenmiş kadına sahip olabileceğini dile getirmiştir (mormonr.org, n.d.). bu da kadının konumunun sorgulanması için bu sefer bizlere alan açıyor. mormon öğretilerinin çoğunda çok eşliliğe rastlamak mümkünken bu çok eşliliğin hep tek taraflı olduğunu görmek de mümkün. bir erkek sayısız kadınla “sonsuz” ilişki kurabilirken bir kadına aynı haklar tanınmıyor.
mormonların çok eşliliği pratiğe kesintisiz olarak döktükleri süreç yaklaşık olarak 70 seneye tekabül ediyor (mormonstories.org, n.d.). yasal süreçlerden dolayı bu pratik sekteye uğruyor, günümüzdeyse sık rastlanmıyor. ancak ölümden sonraki çok eşlilik hayali mormon erkeklerin zihniyetinde büyük bir değişim olmadığını kanıtlar nitelikte. bu sebeple mormon kadınlar için cennet arzulanacak bir yer olmaktan çok eşlerini diğer kadınlarla görmemeyi umdukları bir kabusa dönüşüyor.
joseph smith’i bu noktada tekrar tartışmak zorunda kalıyoruz. çok eşlilik devlet eliyle baskılanmaya başladığında bile bu pratiği devam ettiren joseph smith’in tam olarak kaç eşi olduğunu hesaplamak mümkün değil, kaynak yetersizliğinden dolayı sayı 30-40 dolaylarında. yine de bilinen eşlerinin bir listesini aşağıdaki tabloda görmek mümkün (mormonstories.org, n.d.).

tabloda görüldüğü üzere, joseph smith’in 7 eşi 18 yaşının altındaydı ve 11 tanesi de halihazırda evliydi. bu evli olan kadınlardan ikisi kardeşken ikisi ise anne-kızdı. elbette bu tablo da mormon kilisesi tarafından tanınmıyor ve spekülasyon olarak görülüyor. bu tanınmamayla birlikte, bütün mormonların çok eşlilik pratiğini yerine getirmediğini de belirtmek gerekir. bu çok eşlilik pratiğini desteklemeyenler için 70 senelik çok eşli dönem yalnızca dönem şartlarına göre incelenmesi gereken ve günümüze taşınamayacak bir olgu.
eski ya da yeni bütün bu çok eşli pratiklerle beraber, mormonlar aynı zamanda geleneksel aile kavramına da oldukça bağlılar ve bu yapı, günümüzde yeniden üretilen muhafazakâr kadınlık imgeleriyle (trad-wife) örtüşmekte.
trad-wife
traditional wife söz öbeğinin kısaltması olarak karşımıza çıkan trad-wife tabiri kadınların geleneksel olarak nasıl olmaları gerektiğine onlar adına karar veriyor ve kalıba sokuyor. bu “akım” kadını yalnızca kalıplara sokmuyor, aşırı sağ ideolojilere hizmet ederken cinsiyetçi ve ırkçı kalıpların ev hayatının romantize edilmesiyle yayılmasını sağlıyor (ioannaou et al., 2025). bu akım yalnızca mormonlardan oluşmasa da benzer bir mantığa sahip: din merkezli otorite kaynağı oluşturmak.
sosyal medyada bir akım olma yoluyla reklam edilen trad-wife yaşam tarzının en meşhur örneklerinden biri ise nara smith isimli mormon bir fenomen. 12 milyondan fazla takipçisi olan nara smith, annelik rolünü hayatının bütünü olarak gösteren onlarca içerik üreticisinden yalnızca biri. bu tarz yayınlar en çok mormon ana kilisesinin bulunduğu utah bölgesinden yapılıyor.
esasen bu akım ve mormonluğun temel hedefi pasifize edilmiş kadını överek göklere çıkarmak, böylece erkeğin domine ettiği yaşam tarzını normalleştirmek. lane ve vaughan’a göre aile içi idealler de genellikle bir kontrol mekanizmasını gizliyor; köklerini atanmış cinsiyet gerekliliklerine dayıyor ve dini doktrinler tarafından güçlendiriliyorlar (2025). tüm bunlar bizi başka bir tartışmaya götürüyor: choice feminism.
adından da anlaşılacağı üzere bu bakış açısı kadınların istediğini seçmekte özgür olması gerektiğini vurguluyor. peki kadın pasif olmayı, baskılanmayı seçiyorsa? Bu durumda da kadının seçimlerine saygı duymamız gerekmez mi? yine lane ve vaughan’a göre, bu tarz içerikler bir tür kişisel tercih değil, muhafazakar cinsiyet rollerini yayma yolu (2025). kişisel ve apolitik gözüken bu “akım” hızlıca sosyal medya ekranlarından kayıp geçerken patriyarkal ve heteronormatif idealleri destekliyor. uzun vadede kadına atfedilen bu özellikler normların daha da keskinleşmesine, yıllardır örülen kadın mücadelesinin alaşağı edilmesine hizmet ediyor. “choice feminism” tartışmalarına konu olan özgür seçim olgusu ise; yıllardır süregelen, kadınların kız kardeşlerinin ellerinden sımsıkı tutma çabasının yarattığı bir imkan.
kısacası seçim özgürlüğü, seçim özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik bir araç olarak kullanılmaya başlandığı anda anlamını yitiriyor.
sonuç
mormonluk, ilk ortaya çıktığı andan itibaren toplumda ciddi tartışmalar yaratmıştır. bu tartışmaları incelenebilir kılan temel unsur ise, neredeyse tamamının kadın öznesi etrafında kümelenmiş olmasıdır. joseph smith’in çok eşliliği savunan söylemlerinden, onun yerini alan brigham young’ın çok eşli bir cenneti tasvir eden ifadelerine kadar uzanan bu süreçte, kadınların sürekli olarak bir düzenin sürdürülebilirliği için konumlandırıldığı görülür. burada kadın, özne olmaktan çok dinsel ve toplumsal bir tahayyülün taşıyıcısı haline gelir.
kadınlardan, tıpkı birçok dinde olduğu gibi, bekaretlerini korumaları, evliliğe hazırlanmış olmaları; evlendiklerinde ise kocalarına çok sayıda çocuk vermeleri ve ev içindeki düzeni eksiksiz biçimde sağlamaları beklenir. bu beklentiler, bireysel tercihlerden ziyade, kadın bedeni ve emeği üzerinden kurulan sistematik bir kontrol mekanizmasına işaret eder. bu noktada din, yine bildik bir biçimde, kadının yaşamı üzerinde tahakküm kurmanın meşrulaştırıcı araçlarından biri olarak karşımıza çıkar.
benzer bakış açıları günümüzde trad-wife gibi akımlar aracılığıyla yeniden üretilmektedir. pasif, ev içiyle sınırlandırılmış ve itaatkâr kadın imgesinin romantize edilmesi, “akımlaştırılması”, bu kez doğrudan dinsel bir söylemle değil; estetikleştirilmiş gündelik hayat sahneleriyle gerçekleşir. sosyal medyanın hızla dönüştürdüğü dünyada, bu tür akımların ne kadar etkili ve aynı zamanda ne kadar tehlikeli olabileceğini fark etmek her zaman kolay değildir. ancak günümüzde bir fikri yaymanın en etkili yollarından biri, onu bir “reklam” paketiyle sunmaktır. bu bağlamda ev ortamı masum ve tamamen kişisel bir alan olarak gösterilir; oysa bu alan, toplumsal cinsiyet ilişkilerinin yeniden üretildiği temel mekânlardan biridir. toplumu doğrudan ilgilendiren bir mesele, bilinçli biçimde özel hayat perdesi arkasına itilerek tartışmaya kapatılmaya çalışılır. burada bize düşen, yalnızca gördüğümüz imgeleri tüketmek değil; onları neden gördüğümüzü, hangi değerlerin ve hangi iktidar ilişkilerinin bu imgeler aracılığıyla normalleştirildiğini sorgulayabilmektir. heteronormatif ve patriyarkal propagandayı ayırt edebilmek ve belki de en önemlisi, bu düzenin baskısını hisseden tüm kız kardeşlerimizin elini sımsıkı tutabilmektir.
kaynakça
gudova, i. (2018). concept of “a cultural imperialism” and its media and communication embodiment today. ijasos- international e-journal of advances in social sciences, 4(10), 166–169. https://doi.org/10.18769/ijasos.417815
hales, b. c. (2012). joseph smith’s personal polygamy.
https://josephsmithspolygamy.org/wp-content/uploads/2017/06/2012-hales-joseph-smiths-personal-polygamy.pdf
hales, l. h. (2015, august). joseph smith’s polygamy: toward a better understanding. fair latter-day saints conference.
https://www.fairlatterdaysaints.org/conference_home/august-2015/joseph-smiths-polygamy-toward-a-better-understanding
mormonr.org. (n.d.). polygamy in eternity: primary sources & research.
https://mormonr.org/qnas/6tLoD/polygamy_in_eternity/research
mormon stories. (n.d.). polygamy.
https://www.mormonstories.org/home/truth-claims/polygamy/
rogers, c. w. (2023). mormon church is founded. in salem press encyclopedia. salem press.
the church of jesus christ of latter-day saints. (n.d.). history of the church [topic page]. church newsroom.
https://newsroom.churchofjesuschrist.org/topic/church-history
vaughan, p., & lane, h. (2025). soft power: aesthetic politics of the trad wife trend on tiktok. diva portal.
https://mau.diva-portal.org/smash/record.jsf?pid=diva2:1978968
woolf, a., calli tzani, i., ioannou, m., & james, t. (2025). social media’s dangerous fantasy: how the “trad wife” movement fuels inequality and gender-based violence. assessment and development matters, 17(2), 36–41.
https://doi.org/10.53841/bpsadm.2025.17.2.36





Yorum bırakın